(4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.04.2008 tarih ve 2006/329-2008/185 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2010 gününde davacı avukatı B. A.T. ile davalı avukatı Y.R. gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A.S. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı bankanın Bakırköy şubesi arasında imzalanan Genel Ticari Kredi Sözleşmesi çerçevesinde müvekkilince 17.03.2005 tarihinde 4.349.999,17 YTL tutarında ve kullanım tarihindeki kur olan 1 Euro=1.762 YTL. üzerinden 2.468.785 Euro'ya tekabül eden dövize endeksli kredi kullanıldığını, kredinin vadesinin 19.12.2005 olarak öngörüldüğünü, kredinin vade tarihinde anapara alacağı ve tüm ferileriyle birlikte fiili ödeme tarihindeki döviz kuru olan 1 Euro=1.6178 YTL. üzerinden hesaplanan anapara ve faiz tutarı toplamı olan 4.030.000 YTL.' nin davalı nezdindeki müvekkili şirket cari hesabına havale edildiğini, buna karşın davalı tarafından ödemenin kredinin kullanıldığı tarih olan 17.03.2005 tarihindeki Euro kuru üzerinden ödenmesinin bildirildiğini, ayrıca yapılan faiz hesaplanmasında da, kredinin kullandırıldığı tarih olan 17.03.2005 tarihi ile faiz ödemesinin yapıldığı 16.09.2005 tarihi arasındaki dönem için ödenen faizinde yine 1.762 YTL kur üzerinden ödenmesi gerektiği ve bu nedenle o tarihte yapılan faiz ödemesinin kısmi ödeme olduğu belirterek ek faiz talebinde bulunulduğu, bunun üzerine müvekkilince talep edilen 366.146,35 YTL.'nin ihtirazi kayıtla davalıya ödendiğini, oysa dönemsel faiz ödemesinin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden yapılıp bankanın bu ödemeyi kabul etmesinin müvekkili şirket nezdinde bu yönde hakli bir güven oluşmasına yol açtığını, kaldı ki, şube yetkilisince geri ödemede kur farkının oluşmayacağını müvekkiline açık olarak ifade ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 YTL.'nin ödeme tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsil ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesinin 24/d maddesinde kur farklarının düzenlendiği, buna göre DEK tahsilatında dikkate alınacak kurun kredi dönemi içerisindeki en yüksek kur olacağı buna rağmen 15.09.2005 tarihli genel mektup ile yapılan değişiklik doğrultusunda davacı firma lehine dönem içindeki en yüksek kur yerine kredinin kullandırıldığı tarihteki kurdan tahsilat yapıldığını, banka yetkilisinin davacı şirkete göndermiş olduğu elektronik posta mesajının sözleşme hükümlerine aykırı bir açıklama içermediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davalı bankanın Bakırköy şubesi ile davacı şirket arasında 27.08.2004 tarihinde G.K.S. imzalandığı ve 17.03.2005 tarihinde DEK kullandırıldığı, 16.09.2005 olan vade tarihinin davacının talebi ile 19.12.2005 tarihine kadar uzatıldığı, davacı şirketin 20.1 2.2005tarihinde davalı bankaya gönderildiği yazı ile kredinin kapatılmasını talep ettiği ve davalı bankaya toplam 4.349.999,17 YTL ödemede bulunduğu, ancak davalı bankamın toplam 4.395.734,93 YTL alacak talebinde bulunduğu, ihtilafın taraflar arasında kullandırılan DEK için uygulanan Euro döviz kurunun farklı belirlenmesinden kaynaklandığı, bu konuda taraflar arasında imzalanan Genel Ticari Kredi Sözleşmesi'nin 24/d. maddesinde açık hüküm bulunduğu, davalı bankanın DEK mevzuatında 15.09.2005 tarihinde 7367 sayılı genel mektupla değişiklik yaptığı, bu değişikliğin davacı yararına olması nedeniyle sözleşme hükmünün uygulanması halinde davacının daha aleyhine bir durumun ortaya çıkacağı, banka şube yetkilisinin dosyaya sunulu e - posta mesajında kur farkı oluşmayacağına dair beyanının sözleşmenin 24. maddesi karşısında hiç bir bağlayıcılığı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davalı bankanın Bakırköy Şubesi ile davacı şirket arasında 27.08.2004 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalanıp, 17.03.2005 tarihinde dövize endeksli kredi kullandırıldığı,16.09.2005 olan vade tarihinin davacının talebi ile 19.12.2005 tarihine kadar uzatıldığı, davacının 20.12.2005 tarihinde davalı bankaya gönderdiği yazı ile kredinin kapatılmasını talep ettiği, davacı şirketin bankaya toplam 4.349.999,17 TL ödeme de bulunduğu, ancak davalı bankanın 4.395.734,93 TL tahsil talebinde bulunması üzerine davacının ihtirazi kayıtla bu ödemeyi de yaparak, kendisinden fazladan tahsil edildiğini iddia ettiği tutar için işbu kısmi davayı açtığı uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık geri ödemede esas alınacak kurun vade tarihindeki kur mu, yoksa kredinin kullandırıldığı tarihindeki kur üzerinden mi yapılacağına ilişkindir.
Taraflar arasındaki kredi sözleşmesinin 24/d maddesinde müşterinin faiz tahakkuk tarihlerinde veya hesabın tasfiyesinde kur farkı hesaplanmasını kabul ettiği, ilk kur farkı hesabında, ödemenin yapıldığı tarihteki DEK alış kuru ile faiz tahakkuk tarihindeki DEK satış kuru arasındaki farkın esas alınacağı, sonra ki kur farkı hesaplarında ise hesaplamanın ilgili olduğu faiz tahakkuk tarihindeki DEK satış kuru ile bir önceki faiz tahakkuk tarihindeki DEK satış kuru arasındaki farkın esas alınacağı, faiz tahakkuk tarihindeki DEK satış kurun un önceki faiz tahakkuk tarihindeki DEK satış kurundan düşük olması halinde o devre içindeki en yüksek kurun dikkate alınacağı belirtilmiş, 15.09.2005 tarihli banka genel mektubu ile DEK'in devre faizinin tahsilinde ve Kredilerin kapatılmasında uygulanacak kurun açılış kurundan düşük olması halinde kredinin kullandırıldığı tarihteki DEK alış kurunun uygulanması gerektiği ifade edilmiştir. Hükmün dayandırıldığı bilirkişi raporunda da anılan düzenlemeler uyarınca bankaca yapılan uygulamada bir usulsüzlük bulunmadığı belirtilmiş ise de, davalı banka vekilinin cevap dilekçesinde banka yetkilisi olduğu kabul edilen S. A. tarafından gönderilen e-mail mesajında vade sonundaki döviz satış kurunun kullandırım kurundan düşük olması halinde kur farkı oluşmamaktadır denilmek suretiyle davacıya icapta bulunulmuş, bu mailden sonra davacı tarafından kredi kullanılmak suretiyle ortaya konulan kabul iradesiyle sözleşmenin 24/d maddesinin içeriği değiştirilmiştir. Söz konusu elektronik posta mesajının altına yer alan Z. Bankası A.Ş. bu mesajın içeriği ile ilgili olarak hiçbir hukuksal sorumluluğu kabul etmez kaydı sadece söz konusu e-mailin muhatabı dışında kalan kişilere ulaşması haline münhasır olup, yoksa sözleşme içeriğinin değiştirilemeyeceği anlamına gelmez. Kaldı ki; davacı da bu değişikliğe istinaden krediyi kullanmıştır. Bankanın bundan sonra e-mail altındaki kayda dayanarak söz konusu irade beyanının bankayı bağlamayacağı yolundaki savunması çelişkili davranış yasağına aykırı olduğu gibi iyiniyet kurallarıyla da bağdaşmaz. Bu durumda mahkemece sözleşmenin değişen hükmü dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucunda hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekmekle yazılı şekilde ve hatalı gerekçe ile hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL vekalet ücretinin davalı dan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy