(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 112) (554 S. KHK. m. 65)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.10.2007 tarih ve 2006/165-2007/686 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.6.2010 gününde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tasarımı kendisine ait olmayan kapı kollarını 28.4.1998 tarihinde 4259 numarayla adına tescil ettiren davalının talebi üzerine müvekkili aleyhinde haksız olarak ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ihtiyati tedbir kararının uygulanmasını takiben davalı tarafından müvekkili aleyhinde açılan 2001/1323 E. sayılı davanın, müvekkili tarafından açılan davayla davalı adına olan 4259 numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne karar verildiği gerekçesiyle reddedildiğini, davalının müvekkili aleyhinde açılan davanın yargılaması boyunca davacı kalıplarına haksız yere el konulması sebebiyle üretim yapamayan davacının maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek, 23.000 YTL manevi, 45.000 YTL maddi tazminatın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı vekilinin iddia ettiği zararın kendi eylemleri yada eylemsizlikleri sonrası oluşturduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, tedbir sebebiyle tazminata hükmedilebilmesi için tedbirin haksız olması, davacı tarafın bunu bilmesi, buna rağmen tedbir kararı alarak bunu uygulatması gerektiği, davaya konu olayda tedbire konu tasarımların davalı taraf adına tescilli oldu, tasarımla ilgili tescilin iptaline karar verilinceye kadar bu tasarımları kullanma hakkı olduğu gibi 3. şahısların kullanmasını engelleme hakkına da sahip olduğu, buna göre davalı eyleminde yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, davacı tarafın bu tescile zamanında itiraz etmesi mümkün iken itiraz etmediği ve tasarımın tescil edildiği, davacı tarafın süresinde itiraz etmesi halinde muhtemelen bu zararının meydana gelmeyeceği, davalı adına olan tasarımın hükümsüzlüğü istemiyle İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2001/1323 E numarası ila açılan davada 20.5.2003 tarihinde karar verildiği, hükümle birlikte tedbirin devamına karar verilmediğinden H.U.M.K.nun 112 nci maddesi gereğince tedbir kararının kendiliğinden kalktığı, davacının mahkemeden yazı alıp tedbirin kaldırılmasını temin etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davalı tarafın kötüniyetle tescil ettirdiği endüstriyel tasarıma dayalı olarak davacı hakkında verilen haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davalı şirket tarafından adına tescil edilen endüstriyel tasarım tescil belgesine dayanarak davacı şirket hakkında ihtiyati tedbir kararı verilerek, işyerinde bulunan bazı mallara el konulduğu, aleyhinde ihtiyati tedbir kararı uygulanan davacı şirketin bilahare açtığı dava sonrasında davalı şirket tasarımının hükümsüzlüğüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği taraflar arasında tartışmasızdır.
554 Sayılı KHK'nin 65 inci maddesi hükmüne göre, tespit talepleri ve ihtiyati tedbirlerle ilgili diğer hususlarda H.U.M.K. hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. İlke olarak, ihtiyati tedbir isteyen tarafın bu tedbiri haksız olarak koydurduğu anlaşılırsa, karşı taraf veya üçüncü kişi, bu haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğradıkları zararın ödenmesini, ihtiyati tedbir koydurmuş olan taraftan ayrı bir tazminat davasıyla isteyebilir. Haksız ihtiyati tedbir koydurtmuş olan tarafın bundan doğan zararla sorumlu tutulabilmesi için, ihtiyati tedbiri kötüniyetle istemiş ve koydurmuş olması veya bunda her hangi bir ihmalinin bulunması şart değildir. İhtiyati tedbir haksız ve bundan da bir zarar doğmuş ise, bu haksız ihtiyati tedbiri koydurtmuş olan taraf, kusurlu olmasa bile bundan zarar gören karşı tarafa veya üçüncü kişiye tazminat ödemekle yükümlüdür. Zira haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi tazminat sorumluluğu kusursuz sorumluluktur.
Somut olayda, davalının davacı aleyhinde açtığı tecavüz davasında aldığı ihtiyati tedbir kararının infaz edilmiş olduğu ve davalının tescillerinin iptal edilmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığı ve ihtiyati tedbirin kalkmış olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda, davalının ihtiyati tedbir kararının alınmasında kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, davacının ihtiyati tedbir kararının uygulanmasından doğan zararını isteyebileceği gözetilerek, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy