(2709 S. K. m. 36) (1086 S. K. m. 73) (7201 S. K. m. 35) (6762 S. K. m. 704)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.02.2008 tarih ve 2004/1728-2008/156 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Sultan Gümüş Başaran tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin hamili bulunduğu çeklerin çalınması nedeniyle çek iptali davası açtığını, dava konusu 6354500 nolu 2.500.000.000 TL bedelli çekin yargılama sırasında davalıda olduğunun anlaşıldığını, çekteki ciranta imza ve kaşesinin müvekkiline ait olmadığını, keşide tarihi 30.06.2004 olmasına rağmen 30.08.2004 olarak değiştirildiğini, davalının dava konusu çeke dayalı olarak icra takibi yaptığını, davalının TTK'nun 704 maddesi uyarınca çeki haksız olarak elinde bulundurduğunu, iktisapta kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğunu ileri sürerek, dava konusu çekin istirdadı ile müvekkiline iadesine, çek hakkında ödeme yasağı konulmasına, icra takibinin dava sonuna kadar durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, 26.03.2007 tarihli dilekçe ile çek bedeli icra dosyasına ödendiği için 4.143,21 YTL'nin istirdadını talep etmiştir.
Davalı taraf davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davacı namına 6354500 nolu 2.500.000.000 TL bedelli çekin düzenlendiği, diğer çeklerle birlikte dava konusu çekin zayi edildiği ve iptal davası açıldığı, davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yapıldığı, çek bedelinin icra dosyasına 4.143,21 YTL olarak ödendiği, ödemeden sonra icra mahkemesince çekteki ciranta imzasının ve keşide tarihinin tahrif edildiğinin belirlendiği ve takibin iptaline karar verildiği gerekçesiyle davacının İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün 2004/7774 E. sayılı dosyasına yaptığı 4.143,21 YTL ödemenin istirdadına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, çalındığı ileri sürülen çeki elinde bulunduran hamile karşı açılmış istirdat davasına ilişkindir. Dava dilekçesi, taraflar arasında derdest bulunan Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/271 E. sayılı dosyasında davalı vekili tarafından ibraz edilen vekaletnamede yazılı bulunan Ş... Sok. No:.., Kat:.., Osmanbey-Şişli-İstanbul adresine tebliğe çıkarılmıştır. Dava dilekçesi ve duruşma gününe ilişkin tebligat adı geçenin kaydına rastlanmadığı gerekçesiyle bila tebliğ iade edilmiştir. Davacı vekilinin 02.02.2005 tarihli duruşmada davalının ibraz edilen vekaletnamede yazılı adresine Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat çıkarılması istemi üzerine herhangi bir adres araştırması yapılmadan Tebligat Kanunun 35. madde hükmüne göre davalıya tebligat yapılmış ve yargılama davalının gıyabında sürdürülüp sonuçlandırılmıştır. Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinde, daha önce kendisine veya gösterdiği adresteki tebligatı kabule yetkili kimselere tebligat yapılan kimse daha sonra adresini değiştirirse ve bu yeni adresini ilgili yargı organına bildirmezse ve tebliğ memuru da yeni adresi tespit edemezse, tebliğ olunacak belgenin bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır (Tebligat Tüzüğü madde 55). Anılan maddenin uygulanabilmesi için, muhataba (veya onun adına tebligatı kabule yetkili kimselere) önceden aynı adreste tebligat yapılmış olması şarttır. Bu koşul gerçekleşmedikçe 35. maddenin uygulanabilmesi söz konusu olamaz Başka bir deyişle bu maddedeki usulle tebligat yapılabilmesi için, öncesinde usule uygun bir tebligatın yapılmış olması gerekmektedir. Bu itibarla davalı, temyiz dilekçesinde yargılama sırasındaki tebligatları haricen de olsa almadığını bildirdiğinden, taraf teşkili yapılmadan esasa girilerek hüküm tesis edildiğinin kabulü gerekir.
1982 Anayasası'nın 36 ncı ve HUMK'nun 73 ncü maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, mahkemece, davalıya savunma olanağı verilmek, varsa delilleri ibraz ettirilerek değerlendirilmek, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, bu yön gözetilmeden hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy