(6762 S. K. m. 532)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.7.2008 tarih ve 2007/722 - 2008/406 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi tarafların vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiliyle davalının Clup H... Palas Ltd. Şti.nin ortakları olduklarını, şirketin 31.10.2006 tarihinden önceki tüm borçlarının çıkarılarak aralarında paylaşılmasına dair bir protokol düzenlediklerini, yine aynı protokol davalının borçları ödedikten sonra ödenmek üzere şirketteki payının karşılığı olarak müvekkili ile 62.000,00 YTL'ye anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin davalının % 50 payına karşılık olarak 3 adet çeki keşide ederek davalıya teslim etmiş olduğunu ancak davalının protokol gereği paylaştığı şirket borçlarını ödemediğini, bu sebeple müvekkilinin davalının payına isabet eden borç tutarının bir kısmını da ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin yaptığı ödemelerden dolayı davalının devir bedelinden 12.000,00 YTL'yi mahsup ettiğini, yapılan mahsuba rağmen davalının üstlendiği şirket borçlarından payına düşen kısmı ödemediğini ileri sürerek, müvekkili tarafından davalıya hisse devir bedeli karşılığı olarak teslim edilen 3 adet toplam bedelleri 50.000,00 YTL olan çeklerden dolayı müvekkilinin protokol gereği kendi payına düşen kısmı aşan ödemeleri sebebiyle borçlu olmadığının tespitini, bu sebeple çeklerin iptaliyle müvekkiline teslimini, yapılan ödeme miktarlarının çek tutarlarını aşması sebebiyle davalıdan 7.783,90 YTL alacaklı olunduğunun tespiti ile bu tutarın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, davalıya verilen çekler için ödemeden men ve icra takibine konulmaması için dava sonuna kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini, çeklerden kaynaklanan menfi tespit istemlerinin kabul edilmemesi halinde bu kez müvekkilinin kendi payına düşen miktarı aşan borç ödemeleri sebebiyle davalının payına isabet eden 57.783,90 YTL'nin faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 1.11.2006 tarihli hisse devir sözleşmesiyle şirketteki payının tüm aktif ve pasifleriyle birlikte devredilerek bu hususun şirket karar defterine işlenmiş olduğundan müvekkilinin şirketten doğan sorumlulukları yönünden ibra edilmiş bulunduğunu, müvekkilinin şirket borçlarından dolayı şahsi sorumluluğunun olmadığını savunarak, davanın reddiyle karşı tarafın kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre şirket borcundan dolayı şirket ortaklarının şahsi sorumluluğunun bulunmadığı, şirketin borçlarının ödenmesi sebebiyle davacının davalıya başvuru hakkının olmadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
1) Dava, taraflar arasında akdedilmiş bulunan 31.10.2006 tarihli protokol uyarınca davacının davalıya hisse devir bedeli olarak verdiği çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve alacak istemlerine ilişkindir. Anılan protokolde tarafların yarı oranında ortağı olduğu şirketin borcu çıkarılarak hisse oranlarına göre paylaşıldığı ve davalının hissesinin tamamını davacıya devrettiği belirtilmiştir. Davacı bu protokole dayalı olarak kendi payına düşen borçları ödediğini ancak davalının protokol gereği üstlendiği şirket borçlarından payına düşen miktarı ödemediğini iddia etmiştir. Limited şirketlerde şirketin borçlarından kural olarak şirket sorumlu olup, ortakların şirkete karşı sorumlulukları taahhüt ettikleri sermaye miktarıyla sınırlı ise de ortaklar arasında şirket borçlarının paylaşılması yönünde yapılacak bir anlaşma geçerli olup, tarafları bağlayacaktır. Davalı taraf yapılan protokolün geçersiz olduğunu veya feshedildiğini ileri sürmemiş olmasına göre taraflar arasında serbest iradeleriyle yapılmış bulunan ve geçerli olan bu protokol hükümlerine göre tarafların sorumlulukları tespit edilerek davacının istemlerinin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde şirketin borçlarından dolayı ortakların şahsi sorumluluğunun olmadığı yönündeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmek suretiyle davanın dayanağını teşkil eden protokol hükümlerinin göz önüne alınmaması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Bozma sebep ve şekline göre de davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına karar verildi.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy