(3167 S. K. m. 1, 10) (6762 S. K. m. 726) (818 S. K. m. 125)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.07.2008 tarih ve 2007/742-2008/416 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.07.2010 gününde davalı avukatı C. B. gelip, davacı avukatı yapılan tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. S. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete mal bedeli karşılığı verilen davalı bankanın Şirinyer Şubesi'ndeki hesaplardan keşide edilen 67 adet çekin bankaya ibrazında karşılığının çıkmadığını, bankanın her çek yaprağından sorumlu olduğu miktarın bankaca banka sorumluluk tutarının yasal zamanaşımı süresinde istenmemiş olduğundan bahisle ödenmediğini, 3167 Sayılı Yasa'nın 10. maddesi ve TTK'nun 726. maddesi birlikte değerlendirildiğinde yasa koyucunun çeklerde (6) aylık zamanaşımı süresini hamilin ciranta ve çek borçlularına müracaatı ile çek borçlularının birbirlerine müracaat hakları yönünden koyduğunu, bankanın çek borçlusu yada ciranta olmadığından altı aylık zamanaşımı süresine tabi bulunmadığını, yine 3167 Sayılı Yasa'nın 10. maddesinde muhatap bankanın çek yaprağı için sorumlu olduğu miktarın çek keşidecisi ile banka arasındaki kredi sözleşmesinden kaynaklandığının açıkça ifade edildiğini, çeklerin zamanaşımı nedeniyle çek vasıflarını da yitirmiş olmadıklarını, bankanın 10 yıllık zamanaşımı süresince sorumlu olduğunu ileri sürerek hamili bulundukları 67 adet çekle ilgili 27.470,00 YTL alacaklı olduklarının tespiti ile reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK'nun 726/1. maddesi hükmü gereğince çek hamilinin çekten dolayı borçlu bulunan kişilere karşı haiz bulunduğu müracaat haklarının çekin ibrazı için gerekli olan müddetin bitiminden itibaren (6) ay geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, yasada bahsedilen müracaat hakları içerisinde karşılıksız çek yaprağından dolayı bankaların ödemekle sorumlu bulunduğu parayı talep etme hakların da dahil olduğunu, takip konusu çeklerin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlara göre davacının takibinin çekten kaynaklandığı ve burada genel zamanaşımı sürelerinin değil (6) aylık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, çek yaprağının çek vasfını yitirdiği anda bundan doğan alacağın da çekin özündeki alacak gibi son bulacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, 3167 sayılı Yasa'nın 10. maddesi uyarınca süresinde muhatap bankaya ibraz edilip karşılıksız çıkan 67 çek yaprağından ötürü muhatap bankanın yetkili hamile karşı ibraz tarihi itibarıyla 410,00 TL ile sorumlu olduğu iddiasına dayalı toplam 27.470,00 TL'nin faiziyle birlikte davalı bankadan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemenin kabulünün aksine TTK'nun 726. maddesinde yazılı olan 6 aylık zamanaşımı süresi, çek hamilinin keşideci ve cirantalara yapacağı takiplerde çek vasfının korunduğu süre olmakla birlikte, dayanağını 3167 sayılı Yasa'nın 10. maddesinden alan çek tazminatı yönünden zamanaşımının banka ile çek hesabı sahibi arasında çek hesabı açılırken düzenlenen gayri nakdi kredi sözleşmesinin atipik bir sözleşme olması nedeniyle BK'nun 125. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu da gözetildiğinde, çek hamilinin muhatap bankaya karşı açacağı tazminat davasının da bu hususta ayrı özel bir düzenleme olmaması karşısında 3167 sayılı Yasanın 1. maddesi uyarınca genel hükümlere tabi olup aynı zamanaşımı süresine tabi olacağının kabulü ile işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde ve hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy