(6762 S. K. m. 1290) (1086 S. K. m. 275, 284, 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.06.2008 tarih ve 2005/2-2008/238 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.07.2010 gününde davacılar avukatı G.D. gelip, davalı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada da hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A.A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi Y.Y.'ın önce Güneş Hayat Sigorta A.Ş. ile 2 adet hayat sigorta poliçesi akdettiğini, Güneş Hayat Sigorta A.Ş.'nın davalı Vakıf Emeklilik Sigorta A.Ş. ile birleşmesi üzerine muris Y.'in anılan poliçelerdeki birikimlerini davalı sigorta şirketi tarafından tek prim ödemeli hayat sigortasına dönüştürülmek suretiyle önceki poliçelerin devamı olarak 30.01.2004 tarihli 10 yıl süreli 2 adet hayat sigorta poliçesi düzenlediğini, Y.Y.'ın 26.07.2004 tarihinde ölümü sonrası ihtarnameye rağmen poliçelerden doğan hakkın davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, 21.386.000.000 TL sigorta primi ile biriken kar payının ve fazlaya dair hakları saklı tutarak şimdilik 5.000.000.000 TL ölüm tazminatının reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların murisi Y.Y. ile akdedilen sözleşme ile düzenlenen poliçelerin başlangıç tarihinin 28.01.2004 olup, poliçelerin tanziminde Y.Y.'ın aynı tarihli başvuru formlarının esas alındığını sigortalı Y.Y.'ın 2002 yılından beri mide kanseri olması ve hastalığını bilmesine rağmen, bu hastalıklarını poliçe tanziminden önce müvekkiline bildirmediğini, TTK.'nun 1290 ve Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2. maddesi gereğince müvekkilinin akitten caydığını, poliçenin feshedildiğinin 18.11.2004 tarihli ihtarname ile davacı tarafa bildirildiğini savunarak, davanın idari istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıların murisi sigortalı Y.Y.'ın 26.07.2004 tarihinde ölümüne sebep olan hastalığın sigortalıdan gizlenmesi dolayısıyla kendisince bilinmeyebileceği ve bu halde mide kanseri olduğunu sigortacıya ayrıca bildirmemesinin gerçeğe aykırı beyanda bulunma olarak kabul edilemeyeceği, davalı sigorta şirketine ait acente elemanlarınca sigorta sözleşmesinden önce sigortalının hasta ve özellikle kolunda serum takılı iken evinde görüp poliçeyi düzenledikleri, müdebbir davranmak yerine yüksek oranda prim temin etmek amacıyla hareket ettikleri, ölümün poliçenin düzenlenmesinden 6 ay sonra gerçekleştiği, davalıya ödenen 21.386 YTL primden 1.069,21 YTL'nın tenzili ile bakiye 20.316,79 YTL'nın davacı tarafa iadesi gerektiği sonucuna varılarak, 20.316,79 YTL'nın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında Kafein sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Yargılama sırasında alınan ilk bilirkişi raporuna itiraz üzerine yeni bir bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup, 02.07.2007 tarihli oturumda her bir bilirkişi için 150,00 YTL ve dosyanın gidiş dönüş masrafının davalı tarafından karşılanmasına karar verilmiştir. Davalı vekili de 10.09.2007 tarihli tahsilat makbuzu ile 500,00 YTL yatırmıştır. Gerekçeli kararın 3 numaralı bendinde tüm yargılama giderinin davacı tarafın yaptığı düşüncesi ile 867,00 YTL yargılama giderinin kabul-red oranına göre 667,61 YTL'nın davalı taraftan tahsiline, 6 numaralı bendinde de davalı tarafın yargılama gideri yapmadığı belirtilerek bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı tarafından yatırılan 500,00 YTL yargılama gideri dikkate alınmamıştır. Mahkeme kararının bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm kısmının (3) numaralı bendindeki 867,00 YTL ve 667,61 YTL rakamlarının hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine sırası ile 367,00 YTL ve 282,60 YTL rakamlarının yazılmasına, yine hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan Davalının yapmış olduğu herhangi bir masraf olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine Davalının yapmış olduğu 500,00 YTL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre 115,00 YTL'nın davacılardan alınıp davalı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına ibarelerinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy