(6762 S. K. m. 321, 336, 542, 556, 884) (818 S. K. m. 41, 50, 51)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.06.2008 tarih ve 2006/458-2008/226 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.07.2010 gününde davacı avukatı Mehmet Torgut ile davalı avukatı Çiğdem A. Çin gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin dava dışı Danonesa A.Ş.'nin bayisi iken aralarında çıkan uyuşmazlık sonucu Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne açtığı 2001/172 E sayılı davada, davalı şirketin teminat mektubunun paraya çevrilmemesi yönündeki ihtiyati tedbir talebinin kabul edildiğini, diğer davalı şirket müdürünün 09.05.2002 günü feragat ederek tedbirin kaldırılmasını sağladığını, tedbir kalkınca banka teminat mektubu tazmin olduğundan, davalı şirketin borcu için verdiği ipoteğini satıştan kurtarmak için müvekkilinin 17.922 YTL ödeme yapmak zorunda kaldığını, TMK'nun 884 üncü maddesi uyarınca müvekkilinin alacaklının kanuni halefi olması nedeniyle davalılardan alacağını isteme hakkı bulunduğunu, davalılardan M.'nın ortak ve yetkili müdür olarak TTK'nun 556. maddesi yollaması ile 336. maddesi uyarınca sorumlu olduğunu, devam eden davadan feragat edip ihtiyati tedbiri kaldırtarak teminat mektubunun tazminine sebep olan eylemin haksız eylem niteliği bulunduğu gibi, 336/son maddesi uyarınca kanuna aykırı bir eylem olduğunu, müvekkilinin müdürün bu eylemi sonucu ipoteğini satıştan kurtarmak için gerekmediği halde tazmin edilen teminat mektubu bedellerini ödemek zorunda kaldığını, davalı şirketin ticari faaliyetlerine son vermesi nedeniyle şirketten tahsil etme imkanının ortadan kalktığını, davacıya karşı davalı şirketin sorumluluğunun sözleşme ve kanuna, diğer davalı müdürün sorumluluğunun ise haksız fiile ve kanuna dayalı olduğunu ileri sürerek şimdilik 58.675,00 YTL maddi zararın faiziyle tahsilini, 27.07.2006 tarihli oturumda ise işlemiş faiziyle birlikte toplam 23.567,73 YTL'nın tahsilini istemiştir.
Davalı M. vekili, zarar ve kusur koşulunun oluşmadığını, alacaklı Danone A Ş. ile uzlaşan ve uzlaşılan borcun bir kısmını ödeyen davalı Mustafa'nın kusurlu olmadığını, alacaklı şirketin araçlarını saklayan davacı yüzünden davalı şirkete karşı açılabilecek tazminat davalarını engellemek ve piyasayı dolandırdığı imajını önlemek için Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin dava dosyasından feragat ederek tedbir kararını kaldıran ve kısmen 25.000 YTL borcu ödeyen müvekkilinin kusurlu olmadığını, bu ödemeler yapılmasaydı davacının bunları da ödemek zorunda kalacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre davacının müteselsil kefalet nedeniyle alacaklıya ödediği paranın davalı asıl borçlu şirketten rücuan tahsilini istediği, diğer davalıdan ise temsil yetkisini kötüye kullanması nedeniyle doğan zararın tazminini talep ettiği, davacının borçlu davalı şirketin borcuna kefil olmak amacıyla alacaklı şirket lehine taşınmazını ipotek verdiği, davacının takibe itirazı üzerine alacaklının açtığı ve kazandığı itirazın iptali davasında belirlenen borcu fer'ileriyle birlikte davacının icra dosya sına toplam 17.922,50 YTL olarak ödediği ve alacaklının haklarına halef olduğu, ancak davalı şirket hakkındaki iş bu davadan davacının feragat ettiği, davalı M. alacaklı ile yaptığı protokol çerçevesinde feragat etmiş ise de, davacının takibe itiraz hakkını kullandığı ancak itirazın iptali davasını kaybettiği, davacının hukuki durumunu davalı M.'nın ağırlaştırmadığı, TTK'nun 336 ncı maddesindeki 5. bendin iddia konusu olmadığı, kaldı ki haksız eylemin bir an için kabulü halinde dahi TTK'nun 321/son (TTK 542 yollaması ile) maddesi uyarınca haksız eylemden şirket sorumlu olacağından, davalı Mustafa'dan alacağın talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın davalı şirket bakımından feragat nedeniyle, diğer davalı yönünden davanın koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davalılardan limited şirketin yöneticisi olan diğer davalı M.'nın temsil görevi çerçevesinde kalarak hareket ettiği sırada davacıları zarara uğrattığı şeklinde davacının iddiada bulunduğunun kabulü halinde, bu davalının hukuki durumunun TTK'nun 556 ncı maddesi yollamasıyla 336/5 nci bent hükmü çerçevesinde ele alınması gerekecektir. TTK'nun 336 ncı maddesinde, genel olarak şirket müdürleri şirket adına yapmış oldukları işlemlerden ötürü kişisel olarak sorumlu tutulamazlar. Ancak, anılan maddede 5 bent halinde açıklanan durumlar genel ilkenin istisnaları olarak gösterilmiştir. Bu istisnalardan olan 5. bent gereğince gerek kanunun gerekse ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasten veya ihmal sonucu yapmayan şirket müdürleri aleyhine, zarar gören alacaklılar doğrudan bu gerekçeyle dava açabilirler. Mahkemenin, davalının temsil görevi çerçevesinde kalarak yasal olarak hareket ettiğine yönelik kabulü hukuki niteleme bakımından bu yönde olup, bu nitelemeye göre davanın ele alınıp sonuçlandırılması ve bu gerekçeyle davanın reddi dosya kapsamına uygun düşmüş olup, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Mahkemenin davalının temsil görevi çerçevesinin dışına çıkarak yasal olarak hareket etmediği iddiasını ele alıp, sadece şirkete husumet yöneltilebileceği sonucuna vardığı diğer gerekçesine gelince; davalılardan M.'nın, davacıya yönelik kişisel kusuru ile haksız eylemde bulunduğu iddia edilmiş olup, TTK'nun 542/2. maddesine göre limited şirket müdürlerinin, şirket ile ilgili bir görevin ifasından doğan ya da bu görevin ifası sırasında neden oldukları haksız eylemler nedeniyle kural olarak şirket müdürleri değil şirket sorumludur. Ne var ki, iddia edilen haksız eylem, TTK'nun bu maddesinde yazılı haksız eylemin özelliğini taşımamaktadır. Zira, ortaklık ile ilgili bir görevin kötüye kullanıldığı ve salt davacıyı zarara uğratmak amacı ile hareket edildiği, temsil yetkisinin kapsamının kasten aşıldığı iddia edilmekle BK'nun 41. maddesi uyarınca tek başına doğrudan davalılardan sadece M.'nın ya da 50 nci madde uyarınca şirket ile birlikte müteselsilen davalının sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerekir. TTKnun 321/son maddesinin yöneticilerin şirkete ait görevlerini yürütmeleri esnasında meydana getirdikleri haksız fiillerden doğan zararlardan şirketin sorumlu olacağı düzenlenmiş ise de, bu hükmün temsil görevinin sınırlarını asan yöneticiler ile birlikte şirketin dahi sorumlu olacağı seklinde yorumlanması gerekir. BK'nun 41 nci, 50 nci ve 51 nci madde hükümleri uyarınca yöneticiler ve şirket bu gibi durumlarda müteselsilen sorumludurlar. Dairemizin 14.05.1970 tarih ve 2722/2030; 27.02.1990 tarih 9543/1576, 14.02.2005 tarih ve 2004/4501 Esas, 2005/1130 Karar: 19.02.2007 tarih ve 2005/14680 Esas, 2007/3131 karar; 26.10.2009 tarih ve 2008/6571 Esas, 2009/10962 Karar sayılı ilamları bu yöndedir. Bu durumda, mahkemenin bu niteleme altında sadece şirkete husumet düştüğüne ilişkin gerekçesi somut olaya uymamakta olup, bu niteleme altında bu davalıya husumet yöneltilmesi doğru olmuştur.
Bu durumda, sonucu itibariyle doğru olan kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalılardan M. Ö.'e verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy