(6762 S. K. m. 1263, 1264, 1269) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 14. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.09.2008 tarih ve 2008/283-2008/467 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mustafa Şenel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 24.03.2004 tarihinde davalı bankadan kullandığı kredi ile bir kamyonet satın aldığını, aracın 27.7.2004 tarihinde çalındığını, müvekkili ile davalı arasında yapılan taşıt kredisi ve rehin sözleşmesine göre, bankanın menfaat sahibi olarak aracın sigortasını yaptırmaya yetkili olduğunu, müvekkilinin banka ile yapılan sözleşmeye güvenerek ve taşıtın kasko sigortasının yapıldığını sanarak herhangi bir sigorta yaptırmadığını, ancak çalınma olayından sonra aracın sigortasının olmadığını öğrendiğini, bankaya müracatından sonra bankanın, sigorta şirketine teklif gönderdiği halde poliçenin düzenlenmediğini, ancak bu durumun müvekkiline bildirilmediğini, bankanın kusuru nedeniyle aracın sigortalanmadığını ileri sürerek, 50.000.000.000 TL'sının 10.8.2004 tarihinden itibaren faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesi hükmü gereğince müvekkilinin sigorta yaptırmasının zorunlu olmadığını, müvekkili tarafından dava dışı Anadolu Sigorta Şirketine kasko sigortası için müracaat ettiğini, sigorta şirketinin de davacının ödemesi gereken prim miktarını bildirdiğini, bu durumun davacıya bildirilmesine rağmen davacı tarafından primin yüksek bulunduğunu ve başka sigorta şirketine sigorta yaptıracağını beyan ettiğini, daha sonrada müvekkilini aramadığını, aracın sigortasının varlığını da araştırmadığını, aynı zamanda davacının sigorta primini de ödemediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, banka tarafından sigorta sözleşmesinin yapılması için gerekli başvuruların yapıldığı, davacı tarafından da hesapları ödeme talimatının verildiği ancak hesap bakiyesinin sıfır olduğu, davacının basiretli tacir gibi davranmadığı, kendisinin de sigorta poliçesi düzenlettirmediği, kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine dair karar Dairemizce Davalı banka sözleşme hükmü gereği dilerse sigorta sözleşmesi yapabilecekken, dosyada bulunan ve sigorta şirketine hitaben yazılan 28.07.2004 tarihli yazısından anlaşılacağı üzere, sigorta poliçesinin düzenlenmesi için 16.03.2004 tarihinde sigorta şirketine müracaat etmek ve sigorta şirketi tarafından düzenlenen 140078267-6 nolu teklif poliçeyi almak suretiyle, bu yükümlülüğü artık üzerine aldığı anlaşılmaktadır. Yine, bu yazı kapsamına göre, davacı şirketin hesabından prim bedelinin tahsil edilmesi için telefon talimatı aldığını da çekişmesizdir. Artık bu aşamada bankanın, sözleşmenin 11. madde hükmü gereğince davanın hesabına kendisi yönünden alacak kaydederek primi ödeyip poliçenin düzenlenmesini sağlaması gerekirken, poliçenin düzenlenmemesinde kusurlu ve sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla, mahkemece aracın olay tarihindeki kasko sigorta bedeli tespit edilerek, davalının sorumlu olduğu tazminat miktarına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. gerekçesiyle bozulmuş olup, mahkemece bozmaya uyularak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işlemine ilişkin tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, Türkiye Noter Birliği İnternet sayfasından araç kasko değeri sorgulaması yapılıp, 2004 model Isuzu kamyonetin Ağustos 2005 yılı itibariyle değeri belirlenerek, aracın olay tarihindeki kasko sigorta bedelinin tespiti için uzman bilirkişisinden rapor alınmadan, davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiştir. Kaldı ki, sorgulama tarihi riziko tarihini de içermemektedir.
Bu durumda, mahkemece bozma ilamında belirtildiği üzere, aracın çalınma günündeki gerçek değerinin araştırılmak, bu hususta uzman bilirkişi raporu alınmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy