(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 1267)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Erzin Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.04.2008 tarih ve 2007/98-2008/151 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı, eşi M. H. S.'ın davalı bankadan 26.12.2006 tarihinde aldığı 3.000 TL tüketici kredisine kefil olduğunu, eşinin başvuru formunu doldururken hayat sigortası yapılmasını istemesi üzerine sigortaya aktarılmak üzere 100 TL para bırakıldığını, işlem sırasında bilgisayar sisteminin açılmaması nedeniyle poliçenin daha sonra kendilerine imzalattırılacağının ve sigorta parasının sigorta kurumuna aktarılacağının söylendiğini, eşinin 25.01.2007 tarihinde vefat ettiğini, davalı bankanın sigorta poliçesinin imzalanmamasından dolayı sigorta sorumluluğunun başlamadığını bildirdiğini, kesilen sigorta parası konusunda bilgi verilmediğini, sigorta parasının kesilmesiyle sorumluluğun başladığını ileri sürerek, eşinin almış olduğu kredi sırasında talep ettiği hayat sigortasının yapılmadığıyla kefil olarak imzaladığı sözleşme gereğince borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, M. H. S.'ın 26.12.2006 tarihli bireysel kredi başvurusunda hayat sigortası yaptırmak istediğini belirttiğini, hesapta sigorta için bir miktar para bırakıldığını, ancak bilgisayardan kaynaklanan bir problem nedeniyle sigorta işlerinin gerçekleştirilmediğini, daha sonraki günlerde de müşterinin takip etmemesi nedeniyle isteğe bağlı tüketici kredilerine yönelik hayat sigortası poliçesinin müşteri tarafından imzalanmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 1282 nci maddesi gereğince, sigortanın yürürlüğe girmesi için ilk prim taksitinin yatırılmış olması gerektiğini, M. H. S. tarafından sigorta yapılması talep edilmiş olmasına rağmen sigorta poliçesinin imzalanmadığını, sigorta primi ödemesinin yapılmadığını, sigortacınınsorumluluğunun başlamadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın sigorta işleminin yapılıp yapılmadığı ve dolayısıyla kefil olarak imza atan kişinin borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu, M. H. S. ile İş Bankası Erzin Şubesi arasında 26.12.2006 tarihinde tüketici kredisi sözleşmesi yapıldığı, davacının kefil olduğu, sözleşme yapılırken sigorta poliçesinin imzalanmadığı, hesapta bırakılan paranın sigorta kurumuna prim olarak aktarılmadığı, dolayısıyla çekilen kredinin sigorta teminatı altına alınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, kredi sözleşmesine dayalı menfi tesbit ve istirdat istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacının eşi olan müteveffa M. H. S.'ın davalı bankadan aldığı krediye kefil olduğu, kredi borçlusunun sözleşmenin yapılması sırasında hayat sigortası yapılmasını istediği ve davalı banka tarafından ödeme yapılırken aynı zamanda sigorta acentası olan davalı bankanın prime karşılık tutarı davacının eşine ödemeyerek hesabında tuttuğu, ancak bilgisayar arızası nedeniyle davalı tarafça yapılması gereken sigorta işlemlerinin gerçekleştirilip kredi borçlusuna poliçenin teslim edilemediği ve bilahare de aradan 1 ay geçtikten sonra davacının eşinin vefat ettiği çekişmesizdir.
Davacı, davada davalı bankanın kendisince de kabul edilen bilgisayar arızasına bağlı olarak sigortayla ilgili işlemleri tekemmül ettiremediğini ve bankanın bu kusuruna dayalı olarak kredi borcunun sigorta tarafından ödenmediğini ileri sürdüğüne göre ihtilafın, TTK'nun 1267 nci maddesi hükmü nazara alınarak çözümlenmesi gerekir. Anılan madde hükmüne göre,sigorta mukavelesi doğrudan doğruya sigorta ettiren kimse veya temsilcisi veya vekiliyle yapılmışsa mukavele tarihinden yirmi dört saat içinde ve mukavele bir tellal vasıtasıyla yapılmış ise en geç on gün içinde sigortacı poliçeyi sigorta ettiren kimseye vermeye mecbur olup aksi takdirde sigorta ettiren kimse sigortacıyla sigortaya aracılık yapan tellaldan tazminat isteyebilir. Dava konusu olayda davalı poliçeyi zamanında kredi borçlusuna vermemiş ve dolayısıyla sigorta muameleleri tamamlanamamış ve dolayısıyla davacı da kredi borcunun ödenmemesine dayalı olarak zarara uğramıştır. Bu itibarla, mahkemece davaya bu kapsamda bakılarak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilini temyiz itirazlarının kabulüyle, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy