(818 S. K. m. 42, 43) (6762 S. K. m. 57, 58) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.06.2008 tarih ve 2005/88-2008/159 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Duygu Süzer tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Bahçıvan markasını tescil ettirdiğini, davalının müvekkilinin tahliye ettiği işyerini kiralayarak, müvekkilinin daha önce işlettiği lokantada kullandığını Bahçevan Ocakbaşı ismini andıracak şekilde Bahçevan Sofrası unvanını başına İsmet kelimesini daha sonra ekleyip kullanmak suretiyle müşterileri yanılttığını, müşterilere lokantanın halen davacı ve eşi tarafından işletiliyor izlenimi verdiğini, bu şekilde haksız rekabet yaratıldığını ileri sürerek, davalının İsmet Bahçıvan sofrası markasının kullanmasının engellenmesini, haksız rekabetin ve müdahalenin men'ini, 2.500 TL maddi. 1.500 YTL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının Bahçıvan, müvekkilin İsmet Bahçevan Sofrası markalarını kullandığını, davacının bu mahiyetteki iddialarla şikayeti üzerine açılan davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin beraat kararı verdiğini, İsmet Bahçevan Sofrası işaretinin marka olarak tescil edildiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davacının Bahçıvan kelime markasını 23.06.2000 tarihinden, davalının ise İsmet Bahçevan Sofrası kelime markasını 07.01.2004 tarihinden geçerli olacak şekilde hizmet markası olarak tescil ettirdiği, tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilene kadar kullanılması yasal olduğundan davacının İsmet Bahçevan Sofrası markasının kullanılmasının engellenmesi ile müdahalenin men'i talebinin hukuki bir dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle reddine, ancak tanık beyanlarından, davalının işyerini devraldığını gelen müşterilere belli etmemeye çalıştığı ve hala davacı tarafından işletiliyormuş gibi davrandığı, bu durumun haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle haksız rekabetin önlenmesi ne, markanın tescilli olması nedeniyle davalının davacının markasına tecavüzden dolayı tazminata hükmedilemez ise de, lokantanın halen önceki sahipleri tarafından işletildiği izlenimini yaratarak davacının müşteri portföyünden faydalanması nedeniyle TTK 57/5 ve 58 ile Borçlar Kanununun 42 ve 43. maddeleri gereğince 500 YTL maddi ve 500 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı ve davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dosya kapsamına göre tarafların tacir oldukları, sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde, davanın tazminat bakımından tamamen kabulü yerine kısmen kabulü şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın davacı yararına bozulmasına,
3- Kabule göre, davacı yararına haksız rekabetin menfi ve tespit davası için maktu, maddi ve manevi tazminatın kabul edilen kısmı için Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 3. Kısım ve 12. maddesi gereğince nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken yalnız maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yine kabule göre, davalı yararına markaya tecavüzün önlenmesi davası için maktu, maddi ve manevi tazminatın reddedilen kısmı için Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 3. Kısım ve 10,12. maddeleri gereğince nispi ücreti vekalete hükmedilmesi gerekirken yalnız maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ve dava vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy