(6762 S. K. m. 549)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Gerede Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25/03/2008 tarih ve 2006/72-2008/77 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile birlikte şirketin ortağı olduğunu, davalının müdürü olduğu şirketi iyi yönetemediğini, aşırı borçlandırdığını, müvekkilinin kar payının ödenmediğini ve şirketin borçları sebebiyle emekli maaşına haciz konulduğunu ileri sürerek, şirketin feshini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketin feshinin sermayenin dörtte üçüne sahip olan ortakların, dörtte üçünü teşkil eden bir ekseriyet tarafından verilecek kararla veya şirket mukavelesinde yazılı sebeplerle istenebileceği, şirketin feshi için muhik sebep bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, tarafların limited şirket ortağı oldukları, 240 hissede davacının 12, davalının 132 paya sahip olduğu, davalının tek başına 11/12/1997 tarihinden itibaren 20 yıl şirketi temsile yetkili olduğu ve bu nedenle şirketin borçlandırılması ile ilgili karar almaya yetkisinin bulunduğu, şirketin borçlarının ödendiği, şirket borçlarından dolayı davacının maaşından kesinti yapılmadığı, şirketin kötü yönetilmediği gerekçesiyle muhik sebep bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirketin feshine ilişkindir. TTK'nun 549/4 maddesi hükmüne göre ortaklardan birinin talebi ve haklı nedenlerin sübutu halinde, limited ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar vermek gerekir. Uzman bilirkişi aracılığı ile haklı sebebin oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için de iddialar gözetilerek şirketin defter ve kayıtları incelenerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Somut olayda bu yön dikkate alınmadan ve salt şirket faaliyetlerinin sürdüğünden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, değinilen hususlar üzerinde durulup davacının gösterdiği nedenlerin fesih istemine haklılık kazandırıp kazandırmadığının yukarıda açıklandığı şekilde araştırılıp değerlendirilmesi gerektiğinden, uyuşmazlığa uygun düşmeyen gerekçeye dayalı verilen kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy