(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23/01/2008 tarih ve 2006/1877-2008/86 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların müvekkili şirketin fabrika müdürü, ticaret müdürü, ticaret şefi ve genel müdürü oldukları dönemde belgesiz veya kayıtlara alınmayan harcamalar yaparak müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürmüş, toplam (4.182,12) YTL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne, (3.111) YTL belgesi olmayan harcamalar, (1.035,58) YTL belgesi bulunan ancak kayıtlara aktarılmayan harcamalar olmak üzere toplam (4.146,58) YTL'nın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar temyiz etmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Ancak dava, davacı şirketin eski yöneticisi olan davalıların şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde, davalıların şirketi zarara uğrattığı iddia edilen faaliyetlerinin iki kısma ayrıldığı, bunlardan ilkinin belgesi olmayan, diğerinin ise belgesi olup da defterlere kayıtlı bulunmayan harcamalar olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu konuda yaptırılan bilirkişi incelemesinde ise kesin bir görüş belirtilmemiş, sadece anılan hususların tespiti ve takdirinin mahkemeye bırakıldığının bildirilmesiyle yetinilmiş, mahkemece de karar yerinde yeterli değerlendirme yapılmamıştır. Oysa bir kısım harcamaların defterlerde kaydı var fakat dayanak belgesi yok ise ilke olarak bu harcamaların yapıldığı dönemde şirket yöneticisi olanların sorumlu oldukları gözetilmeli ancak bu harcamaların şirket yararına yapıldığının usulen kanıtlanması halinde aksine bir sonuca varılmasının da mümkün olacağı düşünülmelidir. Somut uyuşmazlıkta belgesi bulunmayan bu harcamaların mahkeme masrafı, genel kurul ve imza sirküleri gideri olduğu belirtilmiş olup bu harcamaların şirket yararına yapıldığının usulen kanıtlama olanağı tanınıp, kanıtlanamaması halinde ise bu dönemde defterleri tutan ve her türlü kaydı defterlere işleme imkanı bulunan yöneticilerin sorumluluğu cihetine gidilmelidir.
İkinci kısım harcamaların ise davacı şirket adına faturaları ve dayanak belgeleri alınmış, fakat defterlere kaydı yapılmamış harcamalar olduğu anlaşılmaktadır. Bu harcamaların sırf defterlere geçirilmesinin ihmal edilmesinin ilke olarak yöneticilerin sorumluluğunu doğurmayacağı düşünülmelidir. Üstelik somut uyuşmazlıkta anılan fatura ve harcama belgelerinin geçersiz veya sahte oldukları yönünde tarafların bir itirazları da olmamıştır.
O halde mahkemece, uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3 - Ayrıca somut uyuşmazlıkta davalıların davacı şirketin genel müdürü, fabrika müdürü, ticaret müdürü ve ticaret şefi oldukları anlaşılmaktadır. Mahkemece bu konuda hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmadan, davalıların tamamının yapılan harcamaların tümünden sorumlu olduğuna karar verilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davalıların üstlendikleri görev ve yetkilerinin neler olduğu ve dava konusu harcamaların hangisinden hangi davalının sorumlu olabileceği incelenip değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, dediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy