(1086 S. K. m. 434)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.07.2007 tarih ve 2006/1536 - 2007/830 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin işyerine gelen ve kendini Kenan K. olarak tanıtan şahsın yaptığı alışverişin karşılığı olarak davalı bankanın keşidecisi Mehmet Ali D. olan çeki verdiğini, müvekkilinden sonra çekin değişik cirolar ile el değiştirdikten sonra bankaya ibrazında keşidecinin sahte kimlik ve belge kullanarak hesabı açtığından bahisle ödeme yapılmadığını, bankanın kusurunun sabit olduğunu ileri sürerek, 2.500.00 YTL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çek hesabı açılırken başvurana ait belgelerin incelenerek müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini, araştırma yapılsa dahi şahsın gerçek Mehmet Ali D. olmadığının anlaşılması imkansız bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davalı bankanın çek karnesi verirken düzenlediği sözleşmeye esas alınan nüfus cüzdanının kendisini Mehmet Ali D. olarak tanıtan bir kişi tarafından sahte belgelerle Nüfus Müdürlüğü'nden alınmış, sahte nüfus cüzdanı olduğu, üzerine farklı resim yapıştırılmış olduğunu, davalı bankanın, nüfus cüzdanının sahteciliğini tespit edebilmesinin mümkün olmadığı, yapılan sahtecilik eyleminin bankanın sorumluluğunu ortadan kaldıracak nitelikte olduğu, davacının da alışverişe girdiği kişinin çek bedelini ödeyebilecek durumda olup olmadığını araştırmayarak basiretsiz davrandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK.nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava, davalı bankanın gerekli özeni göstermeden çek hesabı açmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bu dava, hukuki yönden bir tazminat davasıdır. Tazminat davalarında öncelikle davacının zararının gerçekleşmiş olması gerekir. Somut olayda mahkemece, nüfus cüzdanının sahteliğinin banka tarafından tespit edilmesinin mümkün olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, dava konusu çek, davacıya ticari ilişkiye girdiği Kenan K. tarafından verilmiş olup, davacı tarafından bu şahıs aleyhine alacağın tahsili için takip yada dava açıldığına dair bilgi dosyada mevcut değildir. Oysa davacının bir zararının doğması için, borçlusuna karşı tüm hukuki yolları denemiş ve alacağını alamamış olması gerekir. Bu durumda davacının öncelikle kendisine çeki veren şahsa karşı talepte bulunması, bu yollar sonucunda alacağını alamamışsa bankaya yönelmesi gerekir. Bu itibarla henüz bankadan tazminat isteme hakkı doğmadığından davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken yazılı şekilde değişik gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş ise de, sonucu itibariyle doğru olan kararın açıklanan bu gerekçe ile onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 02,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, alınmadığı anlaşılan 15,60 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy