(2004 S. K. m. 257, 260) (818 S. K. m. 487) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.8.2008 tarih ve 2008/1353 - 2008/1353 Sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi ihtiyati hacze itiraz eden Adem Paşalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mustafa Şenel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz talep eden alacaklı banka vekili, müvekkili ile dava dışı K... İnşaat A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmede davalının müteselsil kefil olduğunu, hesabın kat'ına rağmen borcun ödemediğini ileri sürerek, davacının müvekkilinin alacağını karşılayacak miktarda malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, İ.İ.K.nun 257 nci maddesi uyarınca borçlunun alacağını karşılayacak mallarının ve haklarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.
Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen borçlu vekili, müvekkilinin müteselsil kefil ve müşterek borçlu olduğunu, alacağın ipotekle temin edilmiş olduğunu, alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapması gerektiğini, bu yapılmadan ihtiyati haciz kararı ile genel haciz yolu ile müvekkili aleyhine takip yapılamayacağını savunarak, itiraz yoluyla ihtiyati haciz kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ipoteğin itiraz eden kefilin kefaletinin teminatı için değil esas borçlu şirket için verildiği, bu sebeple B.K.nun 487 nci maddesi uyarınca kefilin aleyhine ihtiyati haciz istenebileceği gerekçesiyle, itirazın reddine karar verilmiştir. Kararı, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkindir.
Hükmün neleri içermesi gerektiği, H.U.M.K.nun 388 nci maddesinde gösterilmiştir. Anılan maddenin 2 nci fıkrası, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile açık adreslerinin açıkça yazılacağını hükme bağlamıştır. Hükmün. H.U.M.K.nun 388 nci maddesine uygun kurulması ve yazılması kamu düzenini de ilgilendirmektedir. Ayrıca, ihtiyati haciz kararının muhtevasının nasıl olacağı İ.İ.K.nun 260 nci maddesinde hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, tensiple istemin reddine karar verilmiş, ancak, kısa karardan sonra gerekçeli karar yazılmamış olup, temyiz olunan kısa karar, yukarda anılan maddelerde gösterilen hususları kapsamadığı kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, verilen kararın temyizi kabil bir karar olması da gözetilip, İ.İ.K.nun 260 ve H.U.M.K.nun 388 nci maddelerine uygun ve Yargıtay denetimine elverişli bir karar verilmesi, bu kararın taraflara tebliğinden sonra dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödenen temyiz peşin harcın istemi halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy