(6570 S. K. m. 7, 8) (818 S. K. m. 248)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 10. Hukuk Mahkemesince verilen 28.11.2007 tarih ve 2007/547-2007/177 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgele okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait taşınmazda otel işletmecisi olarak kiracı sıfatı ile bulunduğunu, bu durumun taraflar arasındaki 01.08.2007 tarihli protokol ile kararlaştırıldığını, davalının eski kiracısı ile uyuşmazlığına ilişkin icra dosyasında anılan protokoldeki imzayı inkar ettiğini, oysa müvekkili şirketin anılan protokol tarihinden önce bile taşınmazda kiracı olduğunu ileri sürerek, protokol gereğince kiracılık sıfatının ve kiracılık sıfatının hangi tarihten itibaren başladığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, duruşmada davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dosya kapsamına göre, eda davası açılması gereken hallerde tespit davası açılamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kiracılık sıfatının ve bu sıfatın hangi tarihten itibaren başladığının tespiti istemlerine ilişkin olup, mahkemece, davacının dayandığı hiçbir kanıt getirtilip değerlendirilmeden salt yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Tespit davasının konusu yalnız hukuki ilişkiler olabilir ve hukuki ilişkinin var olup olmadığının hemen tespitinde davacının hukuki yararı bulunmalıdır. Tespit davası ile istenen hukuki korunma eda davası ile tamamen elde edilebilecekse o zaman davacının ayrı bir tespit davası açmasında hukuki yaran yoktur.
Yukarıda belirtilen ilkeden hareketle somut olaya dönüldüğünde, davacının kiracılığı konusunda davalının çekişmeyi devam ettirmesi, hukuki yarar bulunması koşulu ile kiracılık sıfatının tespitinin dava yolu ile dahi istenmesinin mümkün bulunması, esasen iş bu davanın eda hükmünü de içerir ve bir tespit davası nitelinde olması karşısında, mahkemece, öncelikle davacının dayandığı protokol ve icra takip dosyası getirtilerek, iddianın ileri sürülüş biçimi de nazara alınarak, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken anılan bu yönlerden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.01.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy