(2004 S. K. m. 67, 169/A) (4721 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.06.2008 tarih ve 2004/511 - 2008/339 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N. A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Anadolu Sigorta ve Anadolu Hayat Sigorta AŞ'lerinin acentesi olduğunu, davalılarla tali acentelik sözleşmesi yapılarak müvekkili adına işlem yapma yetkisinin verildiğini ancak davalıların tahsil ettikleri primleri sigorta şirketine ödememeleri nedeniyle müvekkilinin ödeme yapmak zorunda kaldığı 27.544,30 TL'nin tahsili için başlatılan icra takibine davalı itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 40 inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden R. E.'ın davacıyla hiçbir ilişkisini bulunmadığını, diğer müvekkilinin ise davacının işçisi olarak bir dönem çalıştığını, bu müvekkilinin hak ettiği çalışma ücretinin ödenmediğini, tahsilatların davacı şirketçe yapıldığını ve davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacıya borcun bulunmadığını ve kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dosyaya sunulan Şeker Sigorta adına tanzim edilmiş tahsilat makbuzlarındaki tutarları davalıların davacıya ödediklerini ispat etmedikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 9.712,29 TL için itirazın iptaline, tazminat istemlerinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, tali acentelik sözleşmesinden kaynaklandığı ileri sürülen alacak için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere, davacı taraf davalıların tali acente olduklarını ve düzenledikleri poliçelere ait primleri tahsil ettikleri halde kendisine intikal ettirmediklerini bu bedellerin sigorta şirketine kendisi tarafından ödendiğini ileri sürerek işbu davayı açmıştır. Davalılar ise buna karşılık akdi ilişkiyi inkar etmelerinin yanı sıra davalı R. E. kamu görevlisi olarak görev yaptığını, diğer davalı ise davacının yanında işçi statüsüyle çalıştığını savunmuşlardır.
Bu durumda, mahkemece, dava edilen talep miktarına göre davacının iddiasını TMK'nun 6 ncı maddesi uyarınca geçerli delilerle ispat etmesinin gerektiği nazara alınarak, davacıdan varsa bu husustaki delilerini ibrazının istenmesi, davalılarca ileri sürülen savunmalar ve özellikle dava konusu tahsilatların davacıya ait ticari defterlerde kayıtlı bulunduğu savunması da nazara alınarak davacı şirketin ticari defterleri de incelenerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde dava dışı bir başka sigorta şirketi amblemini taşıyan ve bir kısmı imzasız imzalı olanların da imzası, inkar edilen tahsilat makbuzlarının geçerliliği araştırılmadan ve ne surette dava konusu alacağın varlığını ispat ettiği gerekçede açıklanmadan eksik incelemeyle hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy