(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.06.200 tarih ve 2000/259-2007/182 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 30.06.2009 gününde davacı avukatı Rüçhan Göksel ile davalı avukatı Gülistan Kale gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, tarafların 05.03.2000 tarihinde imzaladıkları sözleşme ile davalı taraf otelini 2000 yılında tesettür turizmine uygun hale getirmeyi, davacının da oteli tek başına pazarlayacağı hususunda anlaştıklarını, sözleşmenin imzalanmasından sonra yaşanan bir takım anlaşmazlıkların giderilebilmesi bakımından ek sözleşme imzalandığını, sözleşme uyarınca davacının üzerine düşen tüm ödeme yükümlülüğünü yerine getirmiş olmasına karşılık davalının bugüne kadar üzerine düşen hiç bir yükümlülüğü yerine getirmediğini, oteli tesettür turizmine uygun hale getirmediği, oteli başka turizm şirketine kiraladığı gibi bizzat kendisinin de müşterilere kiraladığını, bu nedenlerle davacının tam kendi müşterilerine yer bulamadığı gibi, otelin reklamlarında belirtildiği gibi tesettür turizmine uygun olmadığını göre müşterilerin rezervasyon iptallerine neden olduğunu, müvekkilince davalıya verilen (9.500,00) TL'nin Temmuz-Ağustos ayı faturalarından % 20 oranında düşülmek suretiyle geri ödenmesi gerekirken, faturaların tüm bedel üzerinden kesilmesi suretiyle davalının sebepsiz zenginleştiğini, müvekkilinin boş yere reklam giderleri yapmak zorunda kaldığını, müvekkilinin ödemelerinde problem çıkması halinde kullanılmak üzere verilen teminat mektubunun ödemelerde hiç bir problem olmasına rağmen nakde çevrildiğini ileri sürerek, asıl davada (102.609,50) reklam giderlerinden doğan maddi zararları ile (9.500,00) TL nakdi teminatın faiziyle birlikte geri ödenmesine, birleşen davasında ise, nakde çevrilen teminat mektubu bedeli olan (15.000,00) TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen 05.03.2000 tarihli sözleşmenin sonradan düzenlenen 25.05.2000 tarihli sözleşme ile yürürlükten kaldırıldığını, ikinci sözleşmede tekel şeklinde otelin tahsisinin değil imkan ölçüsünde tahsisinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre tüm reklam ve tanıtım giderlerinin tarafların kendilerine ait olduğunu, davacı tarafından yapılan tahsis ve oda kapatma listelerinden ancak 3-5 müşteri girişi olması nedeniyle uğranılan zarar nedeniyle avans ödemesinin mahsubunun yapıldığını, davacının rezervasyon ve oda kapatma işlemleri nedeniyle uğranılan müvekkili zararının (150.000,00) TL'nin üzerinde olup teminat mektubu ve avans ödemesinin bu zararın çok küçük bir kısmının karşılığı olduğunu belirterek asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, taraflar arasında 25.05.2000 tarihli sözleşmenin akdedilmesi ile önceki tarihli olan 05.03.2000 tarihli sözleşmenin tarafların karşılıklı anlaşması ile sona erdirildiği, bu bakımdan dava tarafları arasındaki sözleşme ilişkisinin sadece 25.05.2000 tarihli sözleşmeye tabi olarak yorumlanması ve değerlendirilmesi gerektiği, 25.05.2000 tarihli ek sözleşmenin 3.maddesinde yer alan hüküm gereği davacının reklam giderlerinden kaynaklanan maddi zararlarının tazminini istemeyeceği davacı tarafından avans olarak ödenen (9.500) TL'nin teminat amaçlı bir ödeme olmayıp, davacının rezervasyonlarını yaptığı müşterilerin ödemelerinden davalıya verilecek kısma ilişkin bir ödeme vasfında olduğunu, bu bakımdan davalı tarafın bu nakit ödemeyi sözleşmenin ihlalinden dolayı uğradığı maddi zararlara karşı uhdesinde tutmasının mümkün olmadığı, teminat mektubunun davacının sözleşme gereği davalıya aktarması gereken müşteri ödemelerinde aksaklık çıkması durumunda irat kaydedileceğinin kararlaştırıldığını, bu anlaşmanın geniş şekilde yorumlanarak davalı tarafın uğramış olduğu davacı tarafından husule getirilen tüm aykırılıkların bundan karşılanacağı yönünde bir çerçeve çizilemeyeceği, davalının davacının yaptığı veya yapılacak ödemelerin geç yapıldığı veya yapılmadığı yönünde bir iddiası olmayıp, tam tersine teminatın rezervasyon yapılıp gelmeyen müşterilerin bünyelerinde yapmış olduğu zararın bedeli olarak alıkoyup paraya çevirdiği ve teminat bedelini davacıya geri vermesi gerektiği gerekçeleriyle, asıl davanın kısmen kabulü ile (9.500,00)TL'nin 26.07.2000, birleşen davanın kabulü ile (15.000,00) TL'nin 23.08.2000 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, diğer tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında, otel işletmecisi olan davalıya ait Çeşme'de bulunan Hotel Kerasus isimli otelde, seyahat acentesi olarak faaliyet gösteren davacı şirketin müşterilerine yatak tahsis edilmesine yönelik olarak akdedilmiş 05.03.2000 ve 25.05.2000 tarihli sözleşmelerden kaynaklanmaktadır.
Davanın tarafları arasında akdedilmiş olan 25.05.2000 tarihli sözleşmenin 5. maddesine göre, davacı şirket tarafından davalı şirkete yapması gereken ödemelere garanti olması için içeriği davalı şirketçe belirlenen bir teminat mektubu verecektir. Aynı sözleşme maddesine göre, davalı otel işletmecisi ödemelerde sorun çıktığı takdirde teminat mektubunu paraya çevirme hakkına sahiptir. Somut olayda sözleşmenin 5. maddesi uyarınca davacı tarafından davalıya verilen 15.000,00 TL bedelli kesin ve süreli teminat mektubunun davalının talebiyle 21.08.2000 tarihinde paraya çevrildiği tartışma konusu değildir. Davacı işbu davada, teminat mektubunun davalı tarafından sözleşmenin 5. maddesine aykırı olarak paraya çevrildiğini iddia ederken, davalı davacının sözleşme gereği taahhüt ettiği müşterileri göndermemiş olması nedeniyle uğradığı kazanç kaybı ile bu müşteriler için yaptığı masraflara karşılık olarak teminat mektubunu paraya çevirme hakkının bulunduğunu savunmaktadır.
Sözleşmenin 5. maddesinde, teminat mektubunun davacının sözleşme gereğince davalıya yapması gereken ödemelerde bir sorun yaşanması durumunda paraya çevrilebileceği ifade edilmiştir. Sözleşmede yer alan ödemelerde sorun çıkarsa ifadesinin yalnızca davacının sözleşme gereğince davalıya aktarması gereken müşterilerin parasal yükümlülüğünü kapsadığının kabulü mümkün değildir, davacının sözleşme tahtında davalıya karşı yerine getirmek zorunda olduğu her türlü parasal yükümlülük bu kavrama dahildir. Böyle bir yorum tarzını teminat mektubu içeriği de desteklemektedir. Teminat mektubunu davacının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle uğradığı maddi zararlara karşı paraya çevirdiği iddiasında bulunan davalının, davacının sözleşmeye aykırı eylemleri ile bu eylemlerle illiyet bağı içerisinde bulunan maddi zararlarını ispat etmek zorundadır. Dava dilekçesinin 2.sayfasının 5 numaralı bendinde açıkça davalının sözleşme koşullarına aykırı davranması nedeniyle yaptırılan rezervasyonların tamamına yakınının bu nedenle iptal edildiği davacı tarafından ikrar edilmektedir. Mahkemece alınan 21.03.2006 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davacı şirket tarafından davalının otelinde yapılan rezervasyonların sayısına isabet eden oda bedelleri toplamının, davacı şirketin verdiği teminat mektubu bedelinin çok üzerinde olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, rezervasyonların hemen hemen tamamının iptal edildiği hususunun davacının kabulünde bulunması, davalının oteli tesettür turizmine uygun hale getireceğine dair bir taahhüdünün bulunmaması karşısında sözleşmeye aykırı davranarak rezervasyonların iptaline sebep olmadığı anlaşılmakla teminat mektubu bedelinin istirdatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu kaleme ilişkin davanın dahi kabulüne karar verilmesi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 625 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy