(6762 S. K. m. 56, 57)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 22.12.2005 gün ve 2004/474-2005/629 sayılı kararı onayan Daire'nin 08.10.2007 gün ve 2006/4577 - 2007/12995 sayılı kararı aleyhinde davalı - karşı davacılar vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilince üretilen Prizmatik Modüler Su Depoları ile Silindirik Modüler Su Depolarının teknik özellikleri nedeniyle yurt genelinde beğeni kazandığını, Prizmatik Su Deposu için yaptığı faydalı motel başvurusunun ücret yatırılmaması nedeniyle sonuçlanmadığını, müvekkili firmanın kardeş şirketi olan T...Ltd. Şti.'nde çalışan davalı S. S. Ö.'nün işten ayrıldıktan sonra diğer davalı ile birlikte adi ortaklık kurarak tıpatıp aynı olan ürünü imal ederek satmaya başladıklarını ve davalıların TPE nezdinde faydalı model başvurusunda bulunduklarını fakat müvekkilinin itiraz ettiğini bildirerek davalıların fiillerinin haksız olduğunun tesbiti ile müvekkili ürünleri ile aynı veya cüz'i değişiklikleri bulunan su depolarını imal ve satışlarının önlenmesine, üretim araçlarına el konulmasına, 5000 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu ürünlerin davacıya ait buluş olmadığını, 100 yıla yakın bir süredir bu teknolojinin kullanıldığını, yurtdışında yıllar öncesi patent konusu iken koruma süresinin sona ermesiyle kamusal mal niteliği kazandığını, davacının bastırdığı broşürlerde rakip ürünlerini kötüleyip kendi ürünlerinin patentli olduğunu iddia ettiğini, başkasına ait ürünlerin çizimlerini kullandığını beyanla asıl davanın reddini, karşı davada ise haksız rekabetin men'ini ve manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce düzeltilerek onanmıştır.
Bu kez, davalı - karşı davacılar vekili karar düzeltme talep etmiştir.
Mahkemece de benimsenen bilirkişi raporunda, taraflardan herhangi birisi yararına tescilli bir sınai hak konusu olmayan dava konusu modüler depo sistemlerinin ve plakalarda kullanılan yıldız benzeri baskı formunun tarafların buluşu olmayıp, uzun yıllardır dünyada mevcut ve kullanılmakta olduğu, uyuşmazlık konusu depo sistemlerinde ufak tefek farklılıklara rağmen tasarım açısından benzer oldukları ve ürünleri davacının ilk kez üretip, 25 yıldır toplumda belli bir tanınmışlık düzeyine ulaştırmak suretiyle öncelik hakkı doğduğu, bu bakımdan davalı eyleminin TTK'nun 57/5. maddesinde açıklanan haksız rekabet halini oluşturduğu görüşü açıklanmıştır.
TTK'nun 56. maddesi uyarınca, haksız rekabet aldatıcı hareket ve hüsnüniyet kaidelerine aykırı suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir. Aynı yasanın 57/5. fıkrasında haksız rekabet olarak kabul edilen eylemler; başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette ad, unvan, marka gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak olarak belirtilmiştir.
Dava konusu modüler depo sistemleri uzun yıllar önce yurt dışında piyasaya sunulmuş ve Türkiye'de herhangi bir kişi adına tescilli tasarım niteliğinde olmadıklarına göre, ilke olarak söz konusu tescilsiz tasarımlar herkesin serbestçe kullanımına açık olup, bu tasarımların uygulandığı ürünler nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar da genel hükümlere göre çözümlenecektir. O halde, somut uyuşmazlıkta da yukarıda açıklanan ilke ve TTK'nun 56. ve 57/5. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gereklidir.
Dairemizin 30.05.2002 tarih ve 2240/5406 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ilk defa yurt dışında kamuya sunulmuş bir tasarımın belli bir süre sonra Türkiye'de kullanılması durumunda şayet, Türkiye'de bu tasarımı ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak bu tasarımın kullanıldığı ürünü tanıtmış ve bir başkası da sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak bu tasarımı aynen kullanmaya kalkışır ise, bu davranışın haksız rekabet olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, haksız rekabetin varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarının uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanmaması ve iltibası önleyecek tedbirleri alması gereklidir.
Somut uyuşmazlıkta, asıl davada davalı tarafça üretilen modüler depoların davacının ürünlerinin aynen taklidi olmadığı, bir kısım benzerliklerin de teknik zorunluluktan kaynaklandığı bilirkişilerce açıklandığına ve davalıların söz konusu ürünler üzerinde davacının haklı olarak kullandığı tanıtma vasıtalarıyla iltibas oluşturacak şekilde işaret ve benzeri tanıtma vasıtalarını kullandığı da belirlenemediğine göre, davacının üretime başlamasından uzun süre sonra aynı alanda faaliyete başlayarak modüler depo sistemlerini üretip piyasaya sunan davalıların eyleminin, sadece, ürünün ilk kez davacı tarafça üretildiği ve emek ve sermaye harcayarak tanıttığından dolayı üstün hak sahibi olduğu gerekçesiyle aldatıcı hareket ve hüsnüniyet kaidelerine aykırı bir hareket olarak nitelendirilmesi doğru değildir.
Yukarıda da açıklandığı üzere, haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmek suretiyle rekabet kurallarına uygun olarak piyasada faaliyet göstermesi ve sonuçta; mal ve hizmetlerin nihai tüketicilerinin aldatılmasına izin verilmeksizin kaliteli mal ve hizmetlerin piyasa kurallarına göre oluşan en uygun fiyatla satışa sunulmasıdır. Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve iltibastan kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri haksız rekabet olarak nitelendirilemez. Böyle bir üstün hakkın varlığının kabulü aynı zamanda, rekabet hukuku ilkelerine aykırı olarak piyasada o mal veya hizmetle ilgili tekel yaratılması ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması suretiyle ekonominin sağlıklı bir biçimde gelişmesini engelleyeceğinden kabul edilemez.
Mahkemece, açıklanan ilkeler ve somut olayın özelliklerine uygun düşmeyen gerekçelerle asıl davada haksız rekabetin tespit ve men'ine, maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline ilişkin olarak verilen karar, Dairemizce'de 18.10.2007 tarih ve 4577/12995 sayılı ilamıyla onanmış ise de; davalılar (karşılık davacılar) vekilinin karar düzeltme talebi yerinde görüldüğünden kabulü ile asıl davaya ilişkin olarak Dairemiz onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar (karşılık davacılar) vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 18.10.2007 tarih 4577/12995 sayılı onama kararının asıl davaya ilişkin olarak kaldırılmasına ve kararın asıl dava yönünden davalılar (karşı davacılar) yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcın isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 21.03.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy