(818 S. K. m. 99) (5411 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Elazığ Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.12.2007 tarih ve 2007/175-2007/488 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Kuveyt Türk Bankası vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş.'nin Elazığ şubesinde hesabının bulunduğunu, internet bankacılığı ile bu hesaptan 2 ayrı işlem ile toplam 10.730 TL'nin dava dışı N. isimli kişinin diğer davalı bankada bulunan hesabına havale edilerek, paranın çekildiğini, davalı bankanın müvekkilinin şahsi bilgilerini korumaması ve internet bankacılığı güvenlik sisteminin zayıflığı nedeniyle zarardan sorumlu olduğunu, diğer davalı bankanın ise sahte nüfus cüzdanı ile hesap açılarak N. isimli kişiye ödeme yapmasından dolayı sorumlu olduğunu ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında Ziraat Bankası A.Ş. hakkındaki davayı atiye terk etmiştir.
Davalı Kuveyt Türk Katılım Bankası vekili, davacının kişisel bilgilerini koruyamadığını ve paranın çekilmesinde müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının kişisel bilgilerini iyi koruyamaması nedeniyle 3. kişilerin ele geçirilmesinde %50 oranında kusurunun bulunduğu, davalı bankanın ise bu bilgilerin ele geçirilmiş olsa bile hesaptan para çekilmesini engelleyici tek kullanımlık şifre veya SMS yolu ile para çekildiğinin bildirilmesi gibi ek güvenlik önlemlerini sistemine dahil etmemesi nedeniyle %50 oranında kusurlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.365 TL'nin davalı Kuveyt Türk bankasından temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, diğer davalı hakkındaki davanın atiye bırakılması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davalı Kuveyt Türk bankası vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacıya ait mevduat hesabındaki paranın yetkisiz kişi tarafından internet bankacılığı yoluyla çekildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacının davalılardan Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş.'nin Elazığ Şubesi'nde hesabı bulunduğu, internet yoluyla bankacılık işlemi yapılması yönünde taraflar arasında "internet bankacılığı sözleşmesi"nin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında işlem yapabilmesi için davalı tarafından davacıya internet şifresi verildiği, bilgisayar korsanlığı yoluyla davacı şifresi kullanılarak bu hesaptan 2 ayrı işlem ile para çekildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının internet şifresi kullanılarak iradesi dışında hesabından çekilen bu paradan dolayı davalının sorumlu olup olmayacağı ve varsa davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bankalar, özel yasa ile kurulan ve ekonomik alanda çeşitli imtiyazlar tanınan kuruluşlardır. Güven kuruluşları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu hususta objektif özen borcu altında olan bankalar, hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. BK'nun 99. maddesi uyarınca yapmış oldukları sorumsuzluk anlaşmaları da geçerli değildir. 3. kişi tarafından gerçekleştirilen sahtecilik işlemi davacıya karşı değil, davalı Kuveyt Türk A.Ş.'ye yapılmış olduğundan banka kural olarak bu zararı karşılamakla yükümlüdür. Ancak, şifrenin davacının özensizliği ile ele geçtiğinin kanıtlanması halinde davacının müterafik kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerekir ki, bunun oranı da her somut olaya göre değişmektedir.
Somut olayda, mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, hüküm doğru değerlendirmeye dayanmadığı, gibi esas alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli bulunmamaktadır. Zira davacının hesabındaki paranın nasıl havale edildiği, davacı şifresinin ele geçiriliş şekli, davalının alabileceği ne gibi tedbirler bulunduğu hususlarında yeterince değerlendirme yapılmamıştır.
Bu durum karşısında, şifrenin ele geçirilmesinde davacının bir kusurunun olup olmadığı, şifrenin korunmasına ilişkin bilgilendirme de dahil olmak üzere uluslararası internet bankacılığının ulaştığı son aşama da dikkate alınarak davalı bankanın bilgisayar korsanlığı şeklinde yapılan bu işleme karşı alabileceği tedbirler olup olmadığı, davaya konu paraların çekildiği işlemlere ait IP numaralarının tesbit edilerek bu işlemlerin hangi bilgisayardan yapıldığının belirlenmesi ve varsa davacının bu hususta müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı yönlerinde aralarında internet bankacılığı alanında uzmanın da bulunduğu bilirkişi kurulundan rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy