(818 S. K. m. 365) (4721 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.10.2007 tarih ve 2006/402-2007/458 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.11.2009 gününde davacı avukatı Akif Demirci ile davalı avukatı Şenay Dayanır gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kurumun temizlik, tahmil, tahliye bahçe bakım hizmetlerinin ifası için sözleşmeler imzaladığını, sözleşmelerin, ihale şartnamesinin fiyat farkı, avans ve ödeme kısmına ilişkin düzenlemesinin ve sözleşmelerin şartnameye dayanak olan fiyat farkı, avans, ödeme kısımlarına ilişkin hükümlerinin davacı için katlanılamaz -öngörülemez sözleşme şartı durumunda olduğunu, 28.12.1990 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 28.11.1990 tarih ve 90-1216 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi, Yargıtay İçtihatları ve BK'nun 365/2. maddesi gereğince, bu sözleşmelere istinaden çalıştırılan işçilerin ödenen primleri içerisindeki, asgari prime esas kazanç alt sınırı ile asgari ücret arasındaki fark nedeniyle oluşan fazladan ödenmek durumunda kalınan işçi ve işveren primleri toplamının 40.569,33 YTL olduğunu ileri sürerek, şimdilik 6.000 YTL'nın reeskont - avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmeden kaynaklanan tüm asgari ücret farklarının davacıya ödendiğini, sözleşme ve ihale şartnamesinde hüküm bulunmayan bir konuda davacının talep hakkı bulunmadığını, SSK primine esas alt sınırın artırılması nedeniyle talep edilen prim farkının ödenmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında davalı kurumun temizlik, tahmil, tahliye, bahçe bakım işlerinin ifası için sözleşmeler yapıldığı, çalıştırılan işçiler için asgari ücreti primine esas kazanç altı sınır ile asgari ücret arasındaki fark nedeniyle oluşan maliyet farkının 43.946,46 YTL olduğu, sözleşmelerin yapıldığı tarihler itibarıyla sonradan davacı şirket aleyhine olabilecek şekilde asgari ücrette artış olması ve bu artıştan dolayı davacının katlanacağı külfetin davalı tarafından karşılanmasının MK'un 4. maddesinde belirtilen hak ve iyi niyet ilkelerine uygun olacağı sonucuna varılarak, 6.000 YTL'nın istihkakların tahakkuk ettiği tarihten itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki değişik tarihlerde imzalanan hizmet sözleşmesi gereği, davalı tarafından yapılan eksik ödemelerin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı kurum ile yaptıkları sözleşmenin devamı sırasında asgari ücrette ve SSK prim tabanında meydana gelen artışların neden olduğu fazla ödemelerin davalı kurum tarafından karşılanmaması nedeniyle zarara uğradıklarını, bu ödemelerden davalı kurumun sorumlu olduğunu iddia ederek, davalının sözleşme uyarınca ödemesi gereken miktarın tahsilini istemişlerdir.
Taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin, bazı dönemlerde karşılıklı imzalanan sözleşmeler ile, bazı dönemlerde de davalı kurum tarafından gönderilen sipariş mektupları ile yazılı bir sözleşme imzalanmadan kurulduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Her iki durumda da, tarafların hak ve yükümlülüklerinin, taraflarca imzalanan yazılı sözleşme hükümlerine, böyle bir sözleşme imzalanmamış olsa bile davalı kurum tarafından gönderilen sipariş mektuplarında yazılı hükümlere (sipariş mektuplarının ihtirazi kayıtsız olarak davacı tarafından yerine getirilmesi nedeniyle, sipariş mektuplarında yazılı koşullarda sözleşme kurulmuş sayılacağından) göre belirlenmesi gerekmektedir.
Davacı taraf istemlerini sözleşmeye dayandırmış olmasına göre, istemlerinin sözleşme ve ekindeki şartname hükümleri ile davalı kurum tarafından gönderilen sipariş mektuplarında yazılı hükümler uyarınca değerlendirilmesi gerekirken, bu hükümler dikkate alınmadan ve karar vermek için yeterli gerekçeyi içermeyen bilirkişi raporuna karşı davalı tarafın ciddi itirazları cevaplandırılmadan, eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 625.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy