(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nce verilen 04.10.2007 tarih ve 2006/281-2007/247 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın Çin'den İstanbul'a denizyolu ile taşınması işinin davalı tarafından üstlenildiğini, emtianın alıcısı olan sigorta ettirene eksik teslim edildiğini, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigorta ettirenine ödendiğini ileri sürerek, 3.927,12 YTL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taşıyıcı olmadığını savunarak, husumet itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının taşıyıcı olmayıp taşıma işine aracılık eden olduğu, bu nedenle pasif husumet yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sigorta sözleşmesine dayalı alacağın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, davacının sigortalısı ile davalı arasında 1.1.2003 tarihli uluslararası denizyolu ihracat forwarder sözleşmesinin yapılmış olduğu, Çin'den denizyolu ile sigortalıya ait emtianın dava dışı şirket tarafından taşındığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, davalının taşıyıcı veya taşıma işine aracılık eden olup olmadığı, dolayısıyla taşıma sonucu oluştuğu iddia edilen zarardan davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, davalının taşıyıcı olmadığı, taşıma işine aracılık ettiği gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, dosya içinde mevcut davacının sigortalısı Beko Elektronik A.Ş. ile davalı arasında yapılan 1.1.2003 tarihli forwarder sözleşmesinin kapsamını belirleyen 2. maddesinde sözleşme konusu ihraç edilecek malzeme veya mamullerin antrepo, depo veya fabrikalara getirilmesi veya buralardan yurtdışına denizyolu ile gönderilmesi işinin davalı tarafından üstlenildiği, 3.3. maddesinde nakliye sırasında veya kaza halinde meydana gelebilecek ve forwarderın kusurundan kaynaklanan her türlü cezai ve hukuki sorumluluk forwardera ait olacağı, 3.4. maddesinde ise yükün gemide taşınması esnasında davalının her türlü özeni göstermesinin zorunlu olduğu, taşınma sırasında konteynırda meydana gelen hasardan ve kaptanın ile gemi adamlarının kusurlarından dolayı yükte oluşan hasarlardan davalının sorumlu olduğu düzenlenmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının sigortalısı ile davalı arasında düzenlenen yukarıda yazılı sözleşme hükümleri yeterli olarak tartışılmadığı gibi, davalının sigortalı adına düzenlediği 12.12.2005 tarihli faturada, navlun bedeli, liman ve güvenlik gibi hizmetlere ilişkin masrafları talep ettiği ve sigortalı tarafından anılan bedellerin ödendiği ve ayrıca tercüme edilmemiş olan konşimentoda davalının adının yazılı olduğu halde bu fatura ile konşimento belgesi gerek bilirkişi raporunda ve gerekse mahkeme gerekçesinde yeterli açıklıkta değerlendirilmemiştir.
Bu itibarla, mahkemece, dosya içinde mevcut konşimentonun tercümesinin yaptırılarak, aralarında denizyolu ile taşıma işi ile uğraşan sektörden bir bilirkişinin de bulunduğu heyetten bu konşimentoda davalının adının hangi sıfatla yer aldığının ve 1.1.2003 tarihli Forwarder sözleşmesinin anılan maddelerine göre iddia edilen zarar nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve buna göre davalının hukuki durumunun belirlenerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy