(1086 S. K. m. 46)
Taraflar arasında görülen davada; Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.06.2007 tarih ve 2006/196 - 2007/166 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.11.2009 gününde davacı avukatı O.A. ile davalı avukatı M.Ö. gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A.O. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı kooperatifçe yaptırılan ve kurada davacıya isabet eden A Blok 10 nolu daire yerine, arsa sahibi davalıya isabet eden 11 numaralı dairenin tapusunun çıkarıldığını, oysa 10 numaralı daire için şerefiye bedeli ödendiğini, 11 numaralı dairenin şerefiye bedeli olmadığını ileri sürerek, her iki daire tapularının iptali ile 10 numaralı dairenin davacı adına, 11 numaralı dairenin de davalı adına tapuya yazımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, husumetin kooperatif ve tapu sicil müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini, kooperatif ile müvekkil arasında imzalanan sözleşme gereğince müvekkilinin kura harici daire seçme hakkı olduğunu ve kuradan önce 10 numaralı daireyi seçtiğini, buna göre de tapunun oluşturulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, kooperatifin 14.08.2005 tarihli genel kurulunda arsa sahibi davalıya 11 numaralı dairenin verilmesinin kararlaştırıldığı, 15.08.2005 tarihli kura tutanağına göre de 10 numaralı dairenin kuraya dahil edildiği ve davacıya isabet ettiği, 11 numaralı dairenin kura dışı bırakıldığı, 10 numaralı dairenin şerefiye bedelinin davacı tarafından ödendiği, buna rağmen ferdileşme sırasında kura tutanağının yerine 30.09.2005 tarihli noter tasdikini içeren listenin verildiği ve bu listeye göre de davacıya 11 numaralı, davalıya ise 10 numaralı dairenin tapusunun çıkarıldığı usulsüz işleme dayalı olarak oluşturulan tapunun iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1 - Dava, dava dışı kooperatif ortağı olan davacıya kurada tahsis edilen daire yerine kura dışı bırakılıp davalı arsa sahibine tahsis edilen dairenin tapusunun verildiği, kurada davacıya isabet eden dairenin de davalıya tahsis ve tapusunun çıkarıldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacının daire hakkı kooperatif üyeliğinden, davalının hakkı ise kooperatif ile imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Her iki hak kooperatife karşı yarışan haklardandır. Bu nedenle hak sahiplerinin taleplerinin kooperatifin de taraf olduğu davada ileri sürülmesi gerekmektedir. Ancak, somut olayda kooperatif davada yer almamıştır. O halde, öncelikle davacıya kooperatife karşı da dava açması için süre verilip, dava açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilerek görülmesi gerekir iken yazılı şekilde ve bu yön düşünülmeden davanın sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekline göre, davacının kooperatif ortaklığına dayalı olarak talep ettiği hakkın dinlenebilmesi için öncelikle davacının kooperatif ortaklığının yargılamanın sonuna kadar devam ediyor olması gerekmektedir. Her ne kadar dava dışı kooperatifçe ferdileşmeye geçilerek bağımsız bölüm tapusu ortaklar adına çıkarılmış ise de, kooperatif henüz tasfiye ve sicilden terkin edilmediğine göre, ortakların kooperatife karşı hak ve yükümlülükleri devam etmektedir. Bu durumda salt daire tapularının ortaklar adına çıkarılmış olması hak ve yükümlülükleri sona erdirmeyeceğinden, davacının halen kooperatif ortağı olup olmadığının da tespiti ve buna göre de davacının ortaklıktan kaynaklanan nisbi hakkını dava konusu edip edemeyeceğinin belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 625,00.-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy