(6762 S. K. m. 66, 82, 83, 84, 85, 86) (2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 150) (11.HD 24.01.2005 T. 2004-3949 E. 2005/128 K.)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07/06/2007 tarih ve 2004/503-2007/299 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin gerçekleştirdiği taşımaların faturaları davalıya gönderildiği halde, ödeme yapmadığını, itiraz edilmeyen faturalar içeriğinin kabul edilmiş olduğunu, ihtarnameye rağmen de ödeme yapılmadığını, başlattıkları takibin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının faturaları ve bunların içeriği olan taşıma konusu emtiaların alıcıya teslim edildiğine dair belgeleri ara kararına rağmen sunamadığı, davacı defterlerinin usulsüz olduğu, mücerret fatura tebliğinin ve fatura içeriğine itiraz vaki olmamasının, sadece fatura içeriğinin kesinleşmesi sonucunu doğuracağı, faturaya konu malın teslim edildiğinin ya da hizmetinin ifa edildiğinin kabulünü gerektirmeyeceği, bu durumda davacının faturaya konu hizmeti ifa ettiğini kanıtlamak zorunda olduğu, davacının 5 ayı aşkın ücret olmadan taşıma hizmeti yapmış olmasının da açıklamaya muhtaç olduğu, davacının açıklama getiremediği ve yemin teklif etmek hakkını da kullanmayacağını bildirdiği gerekçesiyle, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma ücretinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı borçlu takipte borca ve fer'ilerine itiraz etmiş, davaya yanıt vermemiştir. Bu durumda sözleşme ilişkisi taraflar arasında çekişmelidir. Davacı yan, delil listesinde Ticari Defterlere dayanmakla, davalının ticari defterlerine de dayanmış olmaktadır. Bilirkişi incelemesi sadece davacı defterleri ve belgelerinin incelenmesine dayalı olarak yapılmış, davacının muavin defterleri, hesap özetinde davacının davalı adına düzenlediği faturaların yer aldığı, bunların bedellerinin tahsil edilmediğinin cari hesap ekstresinden anlaşıldığı, taşımanın yapıldığına ve kargonun teslim edildiğine ilişkin davacının kanıt getiremediği, yevmiye defterinin süresinde tasdik edilmediği için ticari defterlerin davacı lehine delil oluşturmayacağı, davacıya ait defterlerin yetiştirilmediğinden incelenmediği, borç-alacak işlemlerinin tarafların defterleriyle örtüşüp örtüşmediğinin belirlenemediği, davacının cari hesap ekstresine göre alacaklı gözüktüğü hususları bildirilmiştir.
Ticari defterlerin delil olabilmeleri koşulları TTK'nun 82 nci v.d. maddelerinde düzenlenmiş olup, ana kural incelemenin her iki tarafın defterleri üzerinde yapılmasıdır. Tek tarafın ticari defter incelemesi ile yetinilmesi ve delil kabiliyeti ancak, TTK'nun 86 ncı maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre taraflardan birinin defterleri kanuna uygun olup da, diğerininki olmaz veya hiç defterleri bulunmaz yahut ibraz etmek istemezse, defterleri muntazam olan tacirin birbirini teyit eden defterlerindeki kayıtlar diğeri aleyhine delil olur. Bir diğer hal de TTK'nun 83/2 nci maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre taraflardan biri hasmın defterine dayandığını açıkça beyan ederek delillerini mahkeme huzurunda bu şekilde hasreylemiş olduğunu HUMK'nun 150/son madde hükmüne göre de imzası ile tasdik etmiş olması gerekir.
Somut olayda, davacı yan sadece davalı yanın ticari defterlerine dayanmış olmadığından anılan 83 ncü maddenin uygulanması mümkün değildir. Davalı yana mahkemece davetiye tebliğ edilip, defterlerini ibraz etmesi istenilmediğinden, 84 ncü ve 86 ncı maddenin koşullarının oluşup oluşmadığı da anlaşılamamaktadır. Davalı yanın defterleri incelendiğinde usulüne uygun olduğu ve birbirini doğruladığı belirlendiğinde, davacı defteri usulsüz olduğundan, davalının kayıtları davacı aleyhinde delil oluşturacaktır. Davalı defterlerinde, davacı lehine delil bulunduğu takdirde, davacı lehine delil de oluşturabilecektir. Bu nedenle, bu hususların ortaya çıkabilmesi için davalı yandan da defterlerin ibrazı mahkemece istenilmelidir. Davalı defterleri usulüne uygun olup da, davacı faturalarının kayıtlı olması ve ödenmiş gözükmesi halinde, ödeme belgelerini davalı yanın ibraz etmesi gerekmeden, faturaların ödendiği sonucuna varılması gerekecektir. Davalının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı anlaşılırsa, borcun ödendiğine ilişkin kayıtlar artık davalı lehine delil sayılamaz. Bu durumda davalı yanın TTK'nun 84 ncü ve 85 nci maddesinden yararlanması mümkün olmaz. Davalı defterinin usulüne uygun olmaması halinde ödeme belgelerinin de ödeme kaydını desteklemesi gerekecektir. Dairemizin 20.04.2000 tarih ve 1706/3247 sayılı ilamı ile 24.01.2005 tarih ve 2004-3949 E- 2005/128 sayılı ilamı ve YHGK'nun 21.02.1972 tarih ve 591- 975 sayılı ilamı bu yöndedir.
Davacı defterleri usulüne uygun tutulmamış olsa da, bu defterlerde ödeme kaydına ilişkin davalı lehine bir kayıt olsa idi, davalı lehine bir delil oluşturacak idi. Böyle bir kayıt davacı defterinde bulunmamaktadır. Davalı defterlerinde ödeme kaydı bulunmaması halinde, davalı defterleri usulsüz olsa da böyle bir kayıt taşımayan defterler, davalı aleyhine delil oluşturacaktır. Zira, TTK'nun 84 ncü madde, usule uygun olmayan defterlerin, sahibi aleyhine kayıt içermesi halinde, sahibi aleyhine delil oluşturacağı öngörülmüştür. Nitekim ticari defterler eki kayıtların bu defterlere dayanan taraf lehine delil olabilmesi için, bu tarafın tüm ticari defter ve belgelerini incelemeye sunması, bütün defterlerin birbirini teyit etmesi, tasdike tabi olanların açılış ve kapanış tasdiklerinin bulunması, bundan sonra bu kayıtların dayanak belgelerle de sabit olması koşullarının tamamının birlikte oluşması TTK'nun 66 vd. madde hükümleri ile 1465 nci madde hükmü karşısında zorunlu olup dayanak belgeler bağımsız delil niteliği taşımadıkça tek başına delil kabul edilemez. Somut olaya da uyan bu ilkeler, Dairemiz'in 04.02.2002 tarih ve 2001/9055 esas, 14.12.2005 tarih ve 2004/14739 esas, 2005/12311 karar sayılı ilamlarında vurgulanmıştır.
Bu durumda, her iki taraf da tacir olduğuna göre, anılan düzenlemeler uyarınca davalı defterlerinin de incelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sadece davacı tarafın defterleri incelenerek sonuca varılması eksik incelemeye dayalı olup, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy