(818 S. K. m. 53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Cizre Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.03.2006 tarih ve 2003/149-2006/125 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların hırsızlık amaçlı eylemleri sonucunda müvekkiline yangın sigorta poliçesi ile sigortalı boru hattında 316.575.575.567.-TL hasar meydana geldiğini, hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini, davalılar hakkında hırsızlık suçundan dava açıldığını ileri sürerek, şimdilik 1.000.000.000.-TL'nin en yüksek banka ticari reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Bir kısım davalılar, olayla ilgilerinin bulunmadığını, açılan ceza davasının bekletici mesele yapılmasını, istemin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrulusunda, dava konusu edilen hasardan davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile bir kısım (ayrı ayrı) davalılar temyiz etmiştir.
1- Dava, yangın sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, dava konusu eylemden dolayı davalıların tümünün hırsızlık suçundan yargılandığı derdest olan ceza davasının sonucu beklenilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, ceza mahkemesinin mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan bir beraat kararının BK'nun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimi için bağlayıcı olacağı nazara alınıp, bu davanın sonucu, ceza davasının sonucu ile doğrudan ilgili olduğu ve ceza davasının iş bu davanın sonucunu etkileme ihtimali bulunduğu gözetilip, mahkemece ceza davasının sonuçlanmasının beklenmek, oluşacak sonucuna göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmek gerekirken, üstelik davacı vekilinin bu yöndeki yazılı beyanı ve bir kısım davalıların bu yöndeki savunmaları dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin tüm, mümeyyiz davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, mümeyyiz davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, temyiz harcı peşin alındığından davacıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 07.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy