(4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.09.2007 tarih ve 2003/648-2007/503 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.P.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket ile dava dışı Maren Dış Ticaret A.Ş. arasında imzalanan 21.05.1998 tarihli finansal kiralama sözleşmesi uyarınca anılan şirkete üzüm işleme tesisi makine ve ekipmanlarının kiralandığını, ancak söz konusu şirketin sözleşmeden doğan borcunu yerine getirememesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, müvekkilinin halen kira alacağının bulunduğunu, müvekkili şirketin zarara uğramasına neden olan finansal kiralama işlemini gerçekleştiren davalı yönetim kurulu üyelerinin mali yapısının bozuk olduğunu bildikleri bir şirkete hızla değer kaybeden bir malı kiralamaları, gerekli ek teminatları almamaları ve alacağın tahsiline geçilmesinde gecikmeleri nedeniyle kusurlu davrandıklarını, denetim kurulu üyeleri, genel müdür ve diğer sorumluların da şirketin uğradığı zararı tazmin etmeleri gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 206.846 USD ile 6.254.758.313 TL'nin anaparalarına dava tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve vekilleri, davaya konu finansal kiralama işleminden dolayı uğranıldığı iddia edilen zararla ilgili olarak tazminat isteme hakkının zamanaşımına uğradığını, davaya konu işleme ilişkin olarak genel kurul tarafından açık ve kapsamlı ibra kararlarının alınmış olduğunu, bu nedenle davacının dava hakkının bulunmadığını, davaya konu finansal kiralama işleminin kanuna, usule ve ticari normlara tamamıyla uygun olduğunu, olayda kusurlarının olmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacı şirketin finansal kiralama sözleşmesi imzaladığı Maren Dış Tic. A.Ş. hakkında sözleşme öncesinde gerekli inceleme ve araştırmaların yapıldığı, şirketle ilgili tüm bilgilerin toplandığı, davalıların gerekli tetkikatları yaptığı, bu işlemden dolayı davacı şirketin 14.04.1999 tarihli genel kurul toplantısında bu konunun görüşüldüğü, bu işlemle ilgili olarak ibra kararlarının alındığı, ibra kararlarının bağlayıcılığı karşısında davacı şirketin sorumluluk davası ikame etme hakkının olmadığı, geriye yönelik bir kararla mevcut ibra kararlarının ortadan kaldırılmasının mümkün bulunmadığı sonucuna varılarak, hem esas bakımından hem de bu nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıların kusurlu davranışları nedeniyle davacı şirketi zarara uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılar hakkında davaya konu işlemle ilgili olarak genel kurullarda ibraya karar verilmiş olduğu, bu nedenle davacı şirketin sorumluluk davası ikame etme hakkının bulunmadığı, davalıların sözleşmenin kurulması öncesinde gerekli inceleme ve araştırmayı yaptıkları da belirtilerek hem ibra kararının bağlayıcılığına dayalı olarak hem de davalıların kusurlarının bulunmayışı nedenleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İbra, hukuki niteliği itibariyle menfi bir borç ikrarıdır. İbra edilen işlemler hakkında sonradan maddi bir hataya dayanılmadan ibradan dönülerek ibraya konu işlemler hakkında dava açılması mümkün değildir. Ancak ibranın borçtan kurtarıcı sonucu doğurabilmesi ibraya konu işlemlerin açıkça ortaya konulması, bilinmesi ve tartışılmasına bağlıdır. Somut olaya gelindiğinde mahkemece hükme dayanak yapılan genel kurullarda alınan ibra kararları davaya konu işlem açıkça görüşülerek, tartışılarak, davacının bu nedenle uğradığı veya uğrayabileceği zarar ortaya konulup, genel kurul bu konuda bilgilendirilerek alınmış bir ibra kararı olmayıp, hiçbir konu üzerinde durulmadan, tartışılmadan alınmış, soyut nitelikteki ibra kararları olduğundan bu şekildeki bir ibranın sorumluları borçtan kurtarması mümkün değildir. Bu nedenle mahkemenin genel kurullarda alınmış soyut ibra kararlarına dayalı olarak davacının sorumluluk davası ikame etme hakkının olmadığı yönündeki gerekçesi isabetli bulunmamaktadır. Bu durumda alınan ibra kararları sorumluluktan kurtarıcı nitelikte olmadığından mahkemece davaya konu işlemle ilgili olarak davalıların sorumluluğunun devam ettiğinin kabulü ile işin esasına girilerek davaya konu işlemden dolayı davacının uğradığı bir zararın olup olmadığı, bu zararla davalıların eylemleri arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığı ile davalıların görevlerini kanun, ana sözleşme, objektif iyiniyet esasları ve işin gerektirdiği özen borcu içinde yerine getirip getirmediklerinin incelenmesi gerekmektedir. Mahkemece esasa ilişkin olarak davalıların kusurlarının bulunmadığı sonucuna varılmışsa da bu konuda yaptırılan incelemeler davacı iddialarını ve sorumluluk davasının dayanaklarının tümünü karşılar nitelikte değildir. Davaya konu işlemle ilgili olarak düzenlenen teftiş raporunda mali bünyesi riskli bir yapı arz eden firmanın isteminin sadece şirket ortaklarından iki kişinin şahsi kefaleti ve Maren Holding A.Ş.nin müşterek borçlu ve müteselsil kefilliği ile sağlanması suretiyle karşılanmış olmasının hatalı olduğu, bu şekilde teminatın yetersiz ve zayıf kalınmasına neden olunduğu belirtilmiştir. Davacı tarafından borçlular Maren Dış Ticaret A.Ş. ile kefiller hakkında yapılan icra takiplerinin aciz vesikası düzenlenmesi ile sonuçlandığı anlaşılmış olup, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerinde bu yön üzerinde durulmamıştır.
O halde mahkemece, gerek davacı şirketin kendi uygulamaları gerekse finansal kiralama işlemlerine ilişkin yasal mevzuat, bu alandaki ticari teamül ve somut olayın tüm özellikleri nazara alınarak davaya konu işlemle ilgili olarak alınan teminatın usul ve yasaya, davacının kendi uygulamalarına, ticari teamüle, objektif iyiniyet kurallarına ve somut olaya uygun olup olmadığının, ortaya çıkan zararla teminatın yetersizliği arasında uygun illiyet bağının bulunup bulunmadığının ve teminat yönünden kusurlu bir eylemin varlığının saptanması halinde bu zarardan hangi davalıların sorumlu olduğunu hususlarının yasal dayanakları ile ortaya konulması için yeni bir bilirkişi kurulundan gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre davalıların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, bu yön üzerinde durulmadan, bu hususta hiçbir inceleme yaptırılmadan, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy