(818 S. K. m. 41, 44)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 31.12.2007 tarih ve 2007/372-2007/2487 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalının üyesi olan kendi işyerinde kredi kartı ile satış işlemi gerçekleştirdiğini, kredi kartının sahte olduğu iddiası ile müvekkiline davalı tarafından ödeme yapılmadığını, kredi kartının sahte olduğunun müvekkilince bilinmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, 2.542, 42 TL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşme gereğince kredi kartının gerçeğe uygun olup olmadığının davalı tarafından araştırılması gerektiğini, üye işyerinin tek alışverişi birden fazla alışveriş haline getirerek kendisine verilen limiti aşamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde davacıya alışveriş limiti konulmamış olduğu, bu nedenle kredi kartının iki kez pos cihazından geçirilerek işlemin yapılması nedeniyle davacının sorumlu tutulamayacağı, kredi kartının çalıntı ya da sahte olduğunun davacı şirketçe tespitinin mümkün olmadığı, davalı bankanın üyelerine verdiği hizmette daha güvenilir kaliteli ve çalındığında derhal iptal edilmesi mümkün olan kredi kartları hizmetini sunmak zorunda olduğu, buna mukabil davacının da BK.nun 44. maddesi gereğince %40 müterafik kusuru olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 1.525, 45 YTL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, üye işyeri sözleşmesi gereği POS makinesi bağlanan işyerinin kredi kartının sahte olup olmadığını tespit etmesinin mümkün olup olmadığı ve davaya konu alış verişler nedeniyle provizyon verdiğine göre, davalı bankaya kusur izafe edilip edilmeyeceği noktasında toplanmıştır.
Davacı şirkette dava dışı müşterinin kredi kartı ile yaptığı alışverişte POS makinesinin provizyon vermesi sonucunda işlemin gerçekleştiği, düzenlenen slipte kart numarası ve kullanan kişinin adlarının yer aldığı, satış işleminin gerçekleştirilmesinden sonra düzenlenen fatura üzerine de alıcının adresinin kaydedildiği hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın davalı bankanın daha güvenilir, kaliteli ve çalındığında derhal iptal edilmesi mümkün kredi kartı hizmeti vermemesi nedeniyle asli kusurlu, davacı ise gerekçe gösterilmeksizin müterafik kusurlu bulunmuş ise de, yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir.
Mahkemece öncelikle davalı bankadan sahteliğe konu kredi kartının yurt içi kredi kartı mı yoksa yurt dışı kredi kartı mı olup olmadığı belirlenerek, yurt dışı bankaya ait kredi kart olması halinde davalı bankanın zararının doğup doğmadığı konusunda delilleri de toplanmak suretiyle, uzman bilirkişiler vasıtasıyla, uluslararası kredi kartının uygulamasının ulaştığı aşama itibariyle davalı bankanın sahte kredi kartlarına POS cihazının onay vermesini engelleyici teknik bir takım önlemler almasının mümkün olup olmadığı, eğer mümkünse bu önlemleri almaması nedeniyle sorumluluğu bulunup bulunmadığı ve P.O.S. makinesi yönünden teknik yönden inceleme ile de, üye işyeri sahibi olan davacının kendisine alış verişte sunulan kredi kartının sahte olup olmadığını ve kartı ibraz edenin gerçek hamil olup olmadığını tespit etmesinin olanaklı bulunup bulunmadığının tespiti ve bundan sonra yine davacının yapılan alış verişin miktarı dikkate alınarak böyle yüksek meblağlı bir alış verişin kredi kartı ile yapılmasında hiçbir kuşkuya düşmemesinde kendisine atfı kabil bir müterafik kusurun bulunup bulunmadığının araştırılması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 29.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy