(6100 S. K. m. 371)
Dava: Davacı vekili, müvekkilinin 31.08.1999 tarihinde davalıya devir edilen Egebank A.Ş. Konya Şubesi'nde vadesiz mevduat hesabı açtırdığını, eşinin banka şubesinin müdürü olduğunu, banka çalışanlarının aldatıcı ve iradeyi sakatlayıcı beyanlarda bulunularak Off Shore Ltd.'e parasının havale edildiğini, kendisine Egebank Konya Şubesi yazılı hesap cüzdanı verildiğini, müvekkilinin muhatabının davalı banka olması nedeniyle banka aleyhine açtığı davanın erken açıldığından bahisle reddedildiğini, Efektifbank Off Shore Ltd. aleyhine açılan davanın lehe sonuçlanması sonucu icra takibi yapıldığını, borç ödemeden aciz vesikasının alındığını, müvekkilinin eşinin banka müdürü olmasının dahi zararı engelleyemediğini, genel müdürlüğün talimatları ile mudilerin yönlendirildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000 YTL’sının bankaya yatırıldığı tarihten itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka aleyhine açılan davanın redle sonuçlandığını bundan sonra tekrar dava açılamayacağını, davanın müvekkilinin ikametgahı olan İstanbul’da açılması gerektiğini, müvekkiline devir edilen Egebank A.Ş. ile Egebank Offshore Ltd'nin tamamen ayrı tüzel kişiliklere sahip olup, aralarında hukuki veya organik bir bağ bulunmadığını, taraflar arasında dava konusu işlemle ilgili olarak vekalet ilişkisi kurulmadığını, bu nedenle müvekkili bankanın vekil olarak sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davacının Off Shore Bankasına müracaat ettiği ve aciz belgesi aldığı, bu şekilde Yargıtay tarafından aranılan şartların yerine getirildiği ve dava açma koşulunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 40.000 YTL’sının 10.02.1999 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Karar: 1-Dava, davacının 31.08.1999 tarihinde davalıya devir edilen Sümerbank A.Ş. Konya Şubesi'nde bulunan müşterek hesaplarındaki paranın davalı banka görevlilerince yapılan yönlendirme ve telkinlerle Efektifbank Off-Shore Ltd. adlı paravan bankaya ait off-shore hesaba aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı tarafından açılan ilk dava olan Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/987-2002/871 sayılı davada dayanılan maddi vakıa, paranın davalı uhdesinde olduğuna yönelik iken, işbu dava davalının çalışanlarının yönlendirmeleri sonucu paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı olarak açılmıştır. Kesin hükümden söz edilebilmesi için, tarafların ve müddeabihin aynı olmasının yanı sıra dava sebeplerinin de aynı olması gerekir, dava sebebinden maksadın ise hukuki sebepler değil, bilakis davanın dayanağı olan vakıalar olduğu yerleşmiş yargı kararları ve ağırlıklı doktrin görüşleriyle ortaya konulmuştur. Bu durumda, kesin hüküm bakımından davanın gerçek sebebi vakıalardır. Çünkü hakim, bu vakıalarla bağlı olduğu ve bunlar dışındaki vakıaları re’sen nazara alamadığı için (HUMK’nun 75,1 md.), birinci davada yalnız o vakıalar için inceleme yapmış ve yalnız o vakıalara dayanarak kararını vermiştir, şu halde kesin hüküm yalnızca o vakıalar bakımından oluşmuştur. Buna karşılık aynı taraflar arasında, aynı konuda açılan ikinci davanın dayandığı vakıalar, birinci davada ileri sürülen vakıalardan farklı ise, birinci dava sonucunda alınan hüküm ikinci davada kesin hüküm teşkil etmez ve ikinci dava mesmudur; çünkü iki dava arasında sebep birliği mevcut değildir. (11. HD. 2007/5750-2009/473K. bu doğrultudadır. ) Somut olayda, ilk açılan davanın dayandığı maddi vakıa ile işbu temyize konu davanın dayanağı maddi vakıa arasında bir ayniyet bulunmadığından, mahkemece, işin esasına girilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı tarafından davalı banka aleyhine açılan önceki davada, davalı Sümerbank (TMSF) yönünden davanın zamansız açıldığından reddine karar verilmiştir. Davacı bu kez dava dışı Efektifbank Off-Shore Ltd. aleyhine dava açmış, açılan davanın kabulüne karar verilmesi sonucu İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün 2005/337 esas sayılı dosyası ile Efektifbank Off-Shore Ltd. aleyhine yaptığı icra takibi neticesinde 13.6.2006 tarihli aciz belgesi alarak daha sonra da işbu davayı açmıştır. Mahkemece, bilirkişi raporu alınmak suretiyle Yargıtay tarafından aranılan şartların yerine getirildiği ve dava açma koşulunun gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut KKTC Ekonomi ve Turizm Bakanlığı'nın 18.03.2005 tarihli yazısından Bankanın yasal bir zorunluluk olan lisans bedelini yatırmamış olmasından dolayı bankacılık yapma lisansının iptal edildiği ve bu hususun 07.03.2004 tarihli resmi gazetede yayınlanarak duyurulduğu Bankanın en son sunmuş olduğu mali raporunda yapılan incelemede KKTC Merkez Bankası'nda her hangi bir hesabı olmadığı, menkul ve gayrimenkul mal olarak ise sadece 411 Amerikan Doları değerinde bir demirbaşı olduğu anlaşılmaktadır. Keza, off-shore banka hakkında davacılar ve başka alacaklılarca da aciz vesikası alındığı Dairemize gelen emsal dosyalardan anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının alacağını icra yoluyla tahsil etme imkanının bulunmadığı açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır. Her ne kadar mahkemece bilirkişi raporu alınmış ise de, alınan bilirkişi raporu Bankalar Yeminli Murakıpları tarafından düzenlenen 28.9.2000 tarihli rapora atıf yapmak suretiyle düzenlenmiş olup, yeterli gerekçeyi taşımamaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, off-shore hesaba yatırılan ve oradan tahsil etme olanağı bulunmayan davacının parasının, anılan hesaba havale edilmesi aşamasında davalı banka görevlilerinin telkin ve yönlendirmelerinin, davacıda hesabın banka güvencesi altında olduğu konusunda güven oluşturucu eylemlerinin bulunup bulunmadığının ve özellikle Sümerbank A.Ş. eski yöneticilerinin yargılandıkları Dairemize gelen emsal dosyalardan bilinen İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/55 esas sayılı ceza davasının akibeti araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir iken, salt Dairemizin kararlarında belirtilen şartların oluştuğu gerekçesiyle anılan hususlar hiç tartışılmadan yazılı olduğu şekilde davanın kabul edilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 625,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)