(6762 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.11.2007 tarih ve 1999/758-2007/388 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın teminatı olarak 16.04.1992 tarihli sorumluluk miktarı 17.000.000.000 TL olan teminat mektubu verdiğini, ağır ceza mahkemesindeki dosyanın 19.04.1995 tarihinde sonuçlandığını, riskin bu tarihte gerçekleşmesine rağmen davalının teminat mektubunu nakde çevirtmediğini, iki yıl sonra ek karar alıp nakde çevrilmesini istediğini, 08.08.1997 tarihinde isteğin hemen yerine getirildiğini, hem teminat mektubu metnini içeriği hem de kendi kusuru ile davalının gecikme faizi talep etmesi mümkün değilken talepte bulunduğunu, işlemin iptali için idari yargıda dava açıldığını, uyuşmazlığın adli yargıda görüleceği gerekçesiyle davanın görev nedeniyle ret edildiğini, ihtirazi kayıtla davalıya 09.01.1998 tarihinde 78.460.357.000 YTL ödeme yapıldığını, faiz isteminin haksız olduğunu ileri sürerek, bu meblağın ödeme tarihinden itibaren cari ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kaçakçılıkta kullanılan dava dışı donatana ait gemiye el konulduğunu, uyuşmazlığa konu kesin ve süresiz teminat mektubunun verilmesi ile geminin sefere çıkmasına izin verildiğini, ceza dosyasında geminin zoralımına, bunun mümkün olmaması halinde mezkur teminat mektubunun Hazine'ye irat kaydına hükmedildiğini, bu kararın 05.12.1995 tarihinde kesinleştiğini, geminin aranmasına rağmen zoralım kararının yerine getirilemediğini, ceza kararında açıklandığı üzere teminat mektubunun nakde çevrildiğini, davacının basiretli tacir gibi davranmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından verilen teminat mektubunda sadece yüklenecek para cezaları, masraflar ve mahkeme giderlerinin ödeneceğinin taahhüt edildiği, herhangi bir faiz kaydının mevcut olmadığı, toplam sorumluluğun 17.000.000.000 TL ile sınırlı tutulduğu, davacının ihtirazi kayıtla ödediği meblağı istirdadında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 78.460.357.000 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin (2) numaralı bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, teminat mektubu uyarınca haksız yere talep edildiği iddia edilen ve ihtirazi kayıtla ödenen işlemiş faiz alacağının istirdadı istemine ilişkindir. Ancak, davalı vekili uyuşmazlığa konu meblağın sonradan adli yargıda bakılması gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek sonuçlanan idari yargıdaki dava aşamasında 24.05.2001 tarihinde davacıya ödendiğini savunmuştur. Bu savunmasına yönelik de bir takım yazışma örnekleri sunmuştur. O halde, davalı vekilinin istirdada konu alacağın davacıya iade edildiğine dair savunması araştırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Davacı vekili haksız yere ödenen faizin cari ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiş, mahkemece yasal faize hükmedilmiştir. Ancak, uyuşmazlık TTK.nun 4. maddesi uyarınca mutlak ticari iş sayılan bankacılık işleminden kaynaklanmaktadır. Kaldı ki, davacı tacir olup, ticari işletmesi ilgili olarak davalı lehine teminat mektubu düzenlemiş olduğundan yapılan işin ticari nitelikte bulunduğu da tartışmasızdır. Bu durum karşısında, davanın ticari nitelik taşıdığı dikkate alınıp, istem gibi ticari işlerde uygulanan temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde yasal faiz oranı üzerinden hüküm kurulması da yanlış olmuş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, taraflar yargı harçlarından muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, 29.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy