(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 28.12.2007 tarih ve 2006/76 - 2007/601 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili nezdinde taşıma sigorta poliçesi ile sigortalı alüminyum levhalarından oluşan paletlerin İstanbul'dan Almanya-Hannover'e demiryolu ile taşınması işini davalıların üstlendiğini, taşıma sırasında oluşan hasarın müvekkilince sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 9.205,00 YTL'nın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı T.C.D.D. vekili, vagondan indirildiğinde hasara ilişkin tutanak tutulmadığını, hasarın taşıma sırasında oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı T.C.D.D. bakımından davanın kabulüne, diğer davalı bakımından reddine dair verilen karar, davalı T.C.D.D. vekilinin temyizi üzerine Dairemizce savunmanın COTİF'in B eki CİM hükümleri karşısında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş, bozmaya uyulmuş, alınan bilirkişi kurulu asıl raporu ve ek raporunda CİM 52. maddede yer alan tutanağın T.C.D.D. tarafından tutulamamasının, davacının aktif dava ehliyetini etkilemediği, T.C.D.D.'nin hasardan sorumlu olduğu belirtilmiş ise de, davacıya verilen süreye rağmen bu tutanağı davacının ibraz edemediği, bu tutanağın tutulmaması halinde davacının selefinin ve davacının aktif dava ehliyetinin doğmayacağı gerekçesiyle davanın T.C.D.D. bakımından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, uluslararası demiryolu sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Viyana'da biten demiryolu taşıması sonunda COTİF'in B eki CİM hükümlerinden olan 52. madde uyarınca davalılardan T.C.D.D.'nin tutanak düzenlemediği dosya kapsamı ile sabit olup, mahkemece bu tutanağın tutulmaması karşısında davacının selefinin ve dolayısıyla davacı sigortacının aktif dava ehliyetinin doğmayacağı sonucuna varılarak, dava reddedilmiştir. Oysa, bu tutanağın aktif dava ehliyeti ile ilgisine ilişkin mahkemece somut bir açıklama ve kanıt ortaya konulmamıştır. Anılan 52. maddenin lafzından böyle bir sonuç çıkmamaktadır. Bilirkişi kurulu asıl ve ek raporunda taşımanın başında çekince koymayan davalı T.C.D.D.'nin ambalajın yetersizliğini CİM 19/4. maddesi uyarınca kanıtlamak yükümlülüğünde olduğunu, varma yerinde tutanağın tutulamamasına rağmen davacının aktif dava ehliyetinin var olduğu sonucuna varılmış ise de, bunun gerekçesi açıklanmamıştır. Davalı T.C.D.D. Vekili, asıl ve ek rapora itirazında, tutanağın tutulmasına gerek duyulmadığını, zira hasar veya kaybın olmadığını, demiryolu taşımasından sonra başlayan karayolu taşıması için düzenlenmiş olan CMR senedinde yer alan hasar kaydının T.C.D.D. yetkililerinin yokluğunda düzenlendiğini,kara taşıması sırasında da bu kaydın düşülmüş olabileceğini, ilgili ülkelere sorduklarını ve yükte her ülke geçişinde bir hasar bulunmadığına ilişkin yanıt aldıklarını bildirmiştir. Davacı vekili ise, son beyanları içeren dilekçesinde kara taşımasının başlamasından önce hasarın belirlenip CMR senedine işlendiğini, CİM 52. maddesi de aranan tutanağın ya kasten tutulmadığını, ya CMR kaydında hasar kaydı bulunduğu için tutulmadığını, ya da vagondan indirilirken hasarın fark edilememesi nedeniyle tutulmadığını, ya da karayolu taşımasının başlaması öncesinde fark edilmesi üzerine CMR senedine hasar kaydı düşüldüğünü, sonuçta başka bir tutanakla hasarın belirlendiğini, CİM 52. maddede yer alan tutanağın dava koşulu olmadığını ileri sürmüştür.
Anılan CİM hükümlerine bakıldığında 57. maddesinde, 52. maddede bahsedilen tutanağın tutulmamasının sonuçları gösterilmiştir. (Geniş Bilgi İçin Bkz. Demiryoluyla Yapılan Uluslararası Eşya Taşımaları, 1987, ANK, Sh.169 vd.)
Bu durumda, iddianın, savunmanın ve taraf delillerinin bu maddede öngörülen çeşitli olasılıklara göre ele alınıp, davalının hukuki durumun tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, CİM'in 57. madde hükmünün üzerinde durulmaması suretiyle eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy