(1086 S. K. m. 151, 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.12.2007 tarih ve 2006/553-2007/779 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.01.2010 gününde davacı avukatı Saniye Zeynep Duran geldi, yapılan tebliğe rağmen davalı avukatı duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkilinde uzun süre üst görevlerde çalışıp bilahare yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, diğer yandan dava dışı Megavizyon Müzik Üretim Ticaret A.Ş.de yönetim kurulu başkanlığına seçildiğini, 17.07.2000 tarihli hisse satış sözleşmesi ile Net Holding A.Ş.'nin Megavizyon A.Ş.'deki hissesinin % 60'ının davalının hakim ortağı olduğu Mega Pazarlama Turizm ve Tic.A.Ş.'ne satıldığını, 30.04.2003 tarihli pay devir sözleşmesi ile Mega Pazarlama A.Ş.'ne satılan %60 hisseye ilaveten %25 hisseninde davalıya 250.000 USD'ye satıldığını, davalının davacı şirkette üst görevlerde yıllarca çalışıp itimat telkin ederek Net Holding A.Ş. yönetim kurulunda dahi görevi aldığı sırada yetkilerini suistimal edip Mega Pazarlama Turizm A.Ş.'ne kurup, hakim hissedarı olduktan sonra Net Holding A.Ş. kuruluşlarından olan Megavizyon A.Ş. hisselerinin yönetim kurulu olarak satışa yönelik kararlar aldırıp, hisselerin rayiç bedelin altında devrini sağladığını, bilahare el yazılı belgelerle zararı ödemeyi kabul etmiş olduğu halde ödemeleri yapmadığını ileri sürerek şirket hissesi bedel farkından (uyarlanmasından) kaynaklanan (250.000) USD alacağın faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki YTL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 30.04.2003 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığını, davanın uyarlamadan kaynaklanan bir alacak davası ise müvekkiline değil, payları satın alan Mega Pazarlama A.Ş.'ne yöneltilmesinin gerektiğini, davacı elinde bulunan belgelerde alacaklı olarak davacı tarafın gösterilmediğini, davanın husumet yokluğundan ve talebe yetkili bulunmama yönünden reddinin gerektiğini, yöneticinin sorumluluğu nedeniyle uğranılan zararlar için 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının dayandığı belgenin maddi ve manevi baskı ile müvekkilinden alındığını, kaldı ki müvekkili tarafından yazılan yazıların BK hükümleri gereğince en fazla icap olarak nitelendirilebileceğini, davacı tarafın yazılı belge ile icabı kabul etmediğini bildirdiğini, dolayısıyla bir borç ilişkisinin doğmadığını, kaldı ki müvekkilinin Mega Pazarlama A.Ş.'ni tek başına temsil ve ilzama yetkili olmadığını, davacının dayandığı yazıları iki öneriyi kapsadığı, davacı tarafın bu önerileri yerine getirmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki 30.04.2003 tarihli pay devir sözleşmesiyle 240.000 USD'ye %25 payın satışın kararlaştırıldığı, sözleşmenin 4. maddesinde satış bedelinin azlığı gibi bir nedenle alıcıdan talepte bulunulamayacağının belirtildiği, davacı Net Holding'in dava dışı Megavizyon'daki 269.690.000.000'TL nominal değerindeki payının karşılığının 172.075 USD olduğu, söz konusu payın 240.000 USD'ye satıldığı, buna göre satış işleminin nominal değerden fazla bir değerle gerçekleştiği, davalı tarafından 19.04.2005 tarihinde imzalanan belgenin davacı tarafından Net Holding A.Ş. antetli Besim Tibuk tarafından imzalanan 22.04.2005 tarihli yazı ile reddedildiği, davalının beyanıyla bağlı olmadığı, değerinin altında satış yapıldığı hususunun kanıtlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece 04.12.2007 tarihinde davanın reddine karar verildikten sonra, taraflarca 15.01.2010 tarihli sulh ve ibra anlaşması başlıklı belge ile taraflar arasında sulh olunduğu bildirilmiştir. Yargılamanın her aşamasından sulhun mümkün olması karşısında mahkemece taraflar arasındaki sulh ve ibra anlaşması uyarınca bir karar verilmesi gerektiğinden, kararın vaki sulh uyarınca bir karar verilmek üzere bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy