(6762 S. K. m. 781, 782, 783, 784, 785, 786, 787) (2918 S. K. m. 3, 85)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24/09/2003 tarih ve 2000/967-2003/1085 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve sürücüsü olduğu tankere Mersin'den Nahcivan'a karayolu ile taşınmak üzere yüklenen 25.000 kg. akaryakıtın yerine ulaşmaması nedeni ile müvekkilinin toplam 6.745.391.000 TL zarara uğradığını ileri sürerek, bu meblağın davalılardan temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu olayda müvekkillerinin bir kusurunun bulunmadığını, Nahcivan kapısının kapalı olması nedeni ile nakliyeye konu motorinin daha sonra davacıya teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu taşımadan dolayı davalı taşıyıcının TTK'nun 781-787/2. maddesi gereğince, davalı sürücünün ise KTK.nun 3 ve 85. maddeleri gereğince sorumlu oldukları, davacı üst taşıyanın uğramış olduğu zararı davalılardan rücuen talep edebileceği gerekçeleriyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, uluslararası taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, TTK hükümlerini esas alarak inceleme yapan bilirkişi kurulu raporu benimsenip hükme dayanak yapılmak suretiyle yazılı gerekçelerle hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, HUMK'nun 74,75 ve 76. maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Dava konusu taşımanın güzergahı itibariyle uluslararası bir taşıma olduğu taraflar arasında ihtilaflı olmadığı gibi esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Ülkemiz 30.10.1995 tarihinde CMR Konvansiyonu'nu kabul etmiş ve anılan Konvansiyon hükümleri bu tarihte yürürlüğe girmiştir. T.C Anayasası'nın 90'ncı maddesinin son fıkrası hükmünde usulüne uygun yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Antlaşmalar kanun hükmündedir düzenlemesi mevcuttur. TTK'nun taşımaya ilişkin hükümleri halen yürürlükte ise de, uluslararası taşımalar bakımından daha sonra yürürlüğe giren ve bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonu'nun öncelikli olarak uygulanması gerektiği halde, anılan Konvansiyon hükümleri dışlanarak, yasal olmayan gerekçelerle TTK'nun taşımaya ilişkin hükümlerine göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
O halde, mahkemece, uluslararası taşıma konusunda uzman başka bir bilirkişi kurulu vasıtasıyla CMR Konvansiyonu hükümleri değerlendirilmek suretiyle davalıların sorumluluğunun belirlenmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken sonuçta yanlış ilkeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy