(4389 S. K. m. 10) (5411 S. K. m. 61) (818 S. K. m. 306, 307, 372)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.11.2007 tarih ve 2005/504-2007/606 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabından iradesi dışında internet bankacılığı aracılığıyla dava dışı U.Ş. ve İ.Ö. isimli kişilerin aynı bankadaki hesaplarına havaleler yapılarak hesabın boşaltıldığını, bu kişilerin sahte kimlik kullandıklarını, sahte hesaplar açılmasında ağır kusuru bulunan ve internet bankacılığı için gerekli güvenlik önlemlerini almayan bankanın meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 26.000,00 TL maddi tazminat ve 1.000,00 TL manevi tazminatın reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında kısmi feragat dilekçesiyle maddi tazminat talebini 10.007,00 TL'ye indirmiştir.
Davalı vekili, internet üzerinden bankacılık işlemi yapılması için gerekli şifrelerin üçüncü kişilerin eline geçmesine sebebiyet veren davacının zararın oluşumunda kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait sistem bilgilerinin üçüncü kişilerce elde edilmesinde davacının kusurunun bulunduğu ve ayrıca davalı bankanın da internet bankacılığı için gerekli güvenlik önlemlerini yeterli düzeyde almaması ve sahte kimlikle hesaplar açılmasını engellememesi nedeniyle tarafların olayda eşit oranda kusurlu bulundukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle 5.003,75 TL maddi tazminatın yasal faiziyle tahsiline, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede ise; dava, davacı şirketin davalı banka nezdinde bulunan ticari mevduat hesabındaki paranın dava dışı üçüncü kişilerce internet bankacılığı yoluyla çekilmesinden kaynaklanmaktadır.
Davalı taraf savunmasında, internet bankacılığı şifrelerinin davacı müşteriden ele geçirildiğini savunmuş ise de, kanıt yükü kendisinde bulunduğu halde bu savunmasını kanıtlayamamıştır. Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilerine istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 61.maddesi) Bu tanımlamaya göre mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK' nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 372/1 maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef' i ve nazarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdir mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Sahtecilik işlemi davacıya değil, davalı bankaya karşı gerçekleştirilmiş olduğundan ve yukarıda da belirtildiği üzere şifrenin davacı kanalıyla ele geçirildiği kanıtlanamadığından, sadece davacıya veya yetkili kıldığı kişilere ödeme yapmakla borcundan kurtulması mümkün olan bankanın, davacı hesabından çekilen paranın tamamından sorumlu tutulması gerekir. Mahkemece anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 202,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28.09.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy