(5718 S. K. m. 47) (4721 S. K. m. 2) (YHGK 09.05.1984 T. 1982/12-524 E. 1984/522 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gebze Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.09.2007 tarih ve 2007/136-2007/350 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait kereste yükünün Wismar Limanı'ndan, Gebze'ye taşınması hususunda taraflar arasında 23.02.2007 tarihinde navlun sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca müvekkili lehine süresterya, ölü navlun ve fazla mesai nedeniyle (34.997,44) Euro alacak doğduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla (34.997,44) Euro alacağın teminat altına alınabilmesi için yük üzerinde rehin hakkı tanınmasını talep etmiş, 29.03.2007 tarihli ıslah dilekçesiyle 34.997,44 Euro'nun aynen veya tahsil tarihindeki Türk Lirası karşılığının en yüksek yıllık mevduat faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, konişmentoda yer alan yetki klozu uyarınca yetkili mahkemenin Bremen Mahkemeleri olduğunu ileri sürerek, yetki yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece konişmentoda yer alan yetki şartı nedeniyle yetkili mahkemelerin Bremen Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın yetki bakımından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deniz taşımasından kaynaklanmakta olup, davacının Alman uyruklu olması nedeniyle sözleşmenin yabancılık unsuru taşıdığı ve navlun sözleşmesinin gönderme yaptığı konişmentoda yetki düzenlemesi yapıldığı yanlar arasında çekişmesizdir.
Örneği dosyaya da sunulan Dairemizin 2000/3706 E. 2000/4482 K. ve 22.05.2000 tarihli kararında belirtildiği üzere münhasır yetki ve kamu düzeninin söz konusu olmadığı hallerde yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda yabancı bir devlet mahkemesinin yetkili kılınması mümkün ve böyle bir halde kural olarak davanın yetkili kılınan yabancı devlet mahkemesinde açılması gerekir ise de; yine örneği dosya içerisinde bulunan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1982/12-524 E. 1984/522 K. ve 09.05.1984 tarihli ilamında da belirtildiği üzere iyiniyet kuralları yetki konusunda da uygulama yeri bulur.
Somut olayda yabancı devlet mahkemesini yetkilendiren yetki sözleşmesine rağmen yabancı uyruklu taşıyan Türk uyruklu bulunan davalının ikametgah mahkemesinde dava açtığından ve kendi ikametgah mahkemesinde kendisini daha iyi savunabilecek olan davalının davaya bakmaya Bremen Mahkemelerinin yetkili bulunduğu yolundaki yetki itirazı MK'nun 2. maddesi hükümleri ile bağdaşmaz.
Kaldı ki, temyiz aşamasında davacı tarafından yetkili kılınan yabancı devlet mahkemesinde açılan davada da yetkisizlik kararı verildiğinden 5718 sayılı Yasa'nın 47 nci maddesi uyarınca mahkemece davaya bakılmak gerekecektir.
Açıklanan nedenlerle mahkemece davalının yetki itirazının MK'nun 2. maddesi hükümleri ile bağdaşmayacağı nazara alınarak davalının yetki itirazının reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan husus gözden kaçırılarak dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.03.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy