(818 S. K. m. 41, 42, 43)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.11.2007 tarih ve 2006/524 - 2007/720 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.02.2010 gününde davalı avukatı E. Ö. gelip, davacı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A. A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Bahçelievler Şubesi nezdinde mevduat hesabı bulunduğunu, 26.07.2006 tarihinde davalı banka yetkilisinin müvekkilini arayarak aynı gün saat 14:00 ile 16:00 arasında kötüniyetli kişiler tarafından internet bankacılığı aracılığıyla vadesi 04.08.2006 tarihinde dolacak olan vadeli mevduat hesabında bulunan 92.637 USD'nın bozdurularak karşılığı 140.444,78 YTL'nin vadesiz hesabına aktarıldığı ve aktarılan bu paranın 75.800 YTL'nin üçüncü şahıslar adına havale edildiğini bildirdiğini, gerekli güvenlik önlemlerini almayan ve kontrolleri tam ve zamanında yapmayan davalı bankanın ihtarnameye rağmen davacı zararını gidermediğini ileri sürerek, şimdilik 60.930,17 YTL'nin 26.07.2006 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın kayıtlarına müşteri tarafından banka sistemine tanımlanan, banka tarafından hiçbir koşulda bilinemeyen ve sadece müşterinin bilmesi beklenen şifreler ve kişisel bilgiler olmaksızın girilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu zararın meydana gelmesine davacı tarafından yeterli güvenlik önlemlerini almamasının neden olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi kapsamında davacıya internet bankacılığı hizmeti verildiği, 26.07.2006 tarihinde davacının davalı bankadaki döviz hesabına elektronik ortamda, kişisel bilgileri ve şifresi girilmek suretiyle önce döviz hesabının TL'na çevrilerek vadesiz hesabına aktarıldığı, ardından 12 ayrı işlem yapılarak üçüncü şahıslara toplam 75.800 YTL havale ve EFT edildiği, bu paranın 14.950 YTL'nin çekilmeden önce bloke konularak davacı hesabına iade edildiği, davacı zararının 60.850 YTL ile 80,17 YTL kesintinin ilavesiyle toplam 60.930,17 YTL olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri dikkate alındığında, davacı müşterinin internet bankacılığı şubesini kullanmada riskleri de düşünerek bilinçli olarak sözleşme yapmasının gerektiği, davacının ek güvenlik uygulamalarının hiçbirisini sisteme tanımlamaması ve bilhassa İ-anahtar (tek kullanımlık şifre) uygulamasını tercih etmesinin kendi güvenliği açısından bir noksanlık olarak değerlendirilmesi gerektiği, davalı bankanın ise, müşterinin kişisel bilgileri ele geçirilse bile bu kişisel bilgilerle işlem yapılmasını engelleyecek teknolojik alt yapıya sahip olduğu halde bu önlemi sisteme dahil etmemesi, tek kullanımlık şifre uygulamasını mecbur kılmaması, müşterilerini yeterince bilinçlendirmemesi sebebiyle kusurlu olduğu, somut olayda tarafların ½'şer oranında kusurlu bulunduğu sonucuna varılarak, 30.465 YTL'nin 16.08.2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1 - Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 - Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, mevduat sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacının davalı Bankada hesabı bulunduğu, internet yoluyla bankacılık işlemi yapılması yönünde taraflar arasında 07.06.2005 tarihinde "Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi" imzalandığı, bu sözleşme kapsamında işlem yapabilmesi için davalı tarafından davacıya internet şifresi verildiği, bilgisayar korsanlığı yoluyla davacı şifresi kullanılarak bu hesaptan başka bir hesaba havale yapılmış olduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, davacının internet şifresi kullanılarak iradesi dışında hesabından havale edilen bu paradan dolayı tarafların sorumluluklarının belirlenmesine yöneliktir.
Bankalar, özel yasayla kurulan ve ekonomik alanda çeşitli imtiyazlar tanınan kuruluşlardır. Güven kuruluşları olan bankalar, topladıkları mevduatı sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu hususta objektif özen borcu altında olan bankalar, hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. BK'nun 99 uncu maddesi uyarınca yapmış oldukları sorumsuzluk anlaşmaları da geçerli değildir. Davacı müşterinin, bu tür bankacılıkta internet şifresini korumak dışında bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Somut olayda davacının kasıtlı olarak şifresini üçüncü kişiye verdiği, asıl fail birlikte hareket ettiği de iddia edilip, ispat edilmemiştir.
17.05.2007 tarihli bilirkişiler kurulu raporunda yer alan saptamalardan, 26.07.2006 günü farklı IP adreslerinden davacının hesabına birden fazla erişim sağlanarak, en son saat 13:52- 15:06 arası davacı hesaplarında inceleme, bağlı hesapları değiştirme, döviz bozma, vadesiz hesaba aktarma, havale ve EFT talimatları oluşturma işlemleri yapılarak, davacı hesabından 3. şahıslarla ilgili banka şubelerine elektronik ortamda 12 ayrı işlemle 75.800 YTL para çıkışı yapıldığı, 3. şahıs hesaplarına geçen toplam 14.950 YTL'nin 3. şahıslarca hesaplarından çekilmeden önce bloke konularak davacı hesabına iadenin sağlandığı, davacı zararının 60.930,17 YTL olduğu anlaşılmaktadır. Çok kısa bir süre içerisinde 12 ayrı işlemle internet yoluyla davacının haberi olmadan davalı banka nezdindeki hesabından fazla miktarda para çıkışına neden olan ve tek kullanımlık şifre, telefon mesajıyla bilgi verme gibi ek güvenlik önlemlerini uygulamayan davalı bankanın tam kusurlu ve sorumlu bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece, olayda kasıtlı olarak şifresini üçüncü kişiye verdiği, asıl fail birlikte hareket ettiği kanıtlanamayan davacının da eşit oranda kusurlu kabul edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1numaralı bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı velilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekalet ücretinin takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 1.397,62 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 18.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy