(6100 S. K. m. 371)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Muğla 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.09.2007 tarih ve 2006/26 - 2007/524 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi K4 tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin turizm alanında faaliyet yürüttüğünü, 1980 yılından bu yana “K. Çiçeği” ve "….." ibarelerini kullandığını, bu ibarelerin müvekkili adına 03.04.2002 tarihinden itibaren marka olarak tescil edildiğini, davalının da turizm alanında faaliyet yürüttüğünü, "…." adı altında otel işlettiğini, bu durumun sona erdirilmesi için 03.10.2003 tarihinde keşide edilen ihtarın sonuç vermediğini, davalının müvekkilinin markasının hükümsüzlük istemiyle açtığı 05.03.2004 tarihli davanın redle sonuçlandığını ileri sürerek, marka ve unvan haklarına tecavüzün durdurulmasına, kullanımının men'ine, silinmesine ve ilana karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin "......" ibaresini 1999 yılından bu yana kullandığını, davacı yanın müvekkilinin kullanımına zımnen rıza gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının uzunca bir süre kabul edilebilecek olan 1999 yılında bu davanın açıldığı 25.01.2006 tarihine kadar "......" markasını davalının kullanmasına rıza gösterdiği, davanın iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka ve unvan haklarına tecavüzün durdurulması, men'i, silinmesi ve ilan istemlerine ilişkindir.
Önceki hak sahibinin, belli bir davranışta bulunması gerekirken sessiz kalması sonucu, iyi niyetli bir şekilde markayı daha sonra tescil ettiren kişiye karşı hükümsüzlük davası açma hakkını veya sonraki tarihli markanın kullanımını men etme hakkını kaybetmesine “sessiz kalma yolu ile hak kaybı” denilmektedir. (Bkz. Yasaman/YusufoğluMarka Hukuku, II.Cilt, sahife 856)
Somut olayda, bu davanın davalısı ...... Turizm A.Ş. bu davanın davacısı aleyhine "......" markasını kullanmadığından bahisle hükümsüzlük davası açmış, asıl hak sahibinin davalı olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Dairemiz onamasından geçerek kesinleşmiştir. Bu dava ile 03.04.2002 tarihli “K.. ÇİÇEĞİ” ve "......" markaları ile 27.03.1980 tarihinden bu yana aynı ibareleri unvan olarak kullanan davacı, davalının "......" isimli oteli işlettiğinden bahisle unvan ve marka hakkına tecavüzün önlenmesini istemiştir.
Davalı 28.06.1999 tarihinden itibaren anılan ibareleri kullanmaya başlamıştır. Davaların açılmasından önce, davacı …. davalı yana hitaben keşide ettiği 03.10.2003 tarihli ihtarname ile marka ve unvan haklarına vaki tecavüzün önlenmesini istemiştir. Öte yandan, bu davanın davacısı aleyhine açılan hükümsüzlük davası 18.05.2004 tarihli olup, davalı yan verdiği cevapta marka haklarına tecavüzün önlenmesi ve diğer haklarının saklı tutarak davanın reddini istemiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafın davalı yanın kullanımına karşı sessiz kalmadığı, keşide ettiği ihtarname ve açılan hükümsüzlük davasına verdiği yanıtta davalı kullanımına rıza göstermediği nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)