(6098 S. K. m. 55, 100)
Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.02.2008 tarih ve 2003/274-2008/58 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ……. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında aracılık sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin çeşitli zamanlarda hesaba para yatırdığını, 04.08.2003 tarihli portföy çıktısına göre 14.807,45 TL. parasının olması gerekirken şirket içi problemler nedeniyle hesapta para olmadığının bildirildiğini, şirket personeli ……. ile şirket arasındaki uyuşmazlığın kendilerini bağlamayacağını ileri sürerek, 14.807,45 TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının taleplerinin çelişkili olduğunu, müvekkili personeli ile yakın ilişkisinin olduğunu, elden vermiş olduğu paralardan dolayı sorumlulukları olmadığını, dava dışı personelin evinde bulunan sahte portföylere davacının da dayanmış olduğunu, davacının iddiasını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının ticari amaçla davalı nezdinde hesap açtırdığı, bu şekilde hesap açtıran kişilerin işin niteliğine uygun, basiretli davranması gerektiği, davacının para yatırırken makbuz alması gerektiği, bunun aksine davranışın olağan olmadığı, davalının hesap ekstresinin belge niteliğinde olup, sözleşme kapsamında kesin delil olduğu, davacının yatırdığını iddia ettiği paraları ispat edemediği, sunduğu müşteri portföyünün bilgisayar ortamında her zaman düzenlenebileceği, davalı şirket adına atılmış imza bulunmadığı, dava dışı şirket personelinin davacıya karşı eyleminden dolayı dava açılmamış olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı menkul değerler şirketi ile yatırım araçları alım satımı konusunda aracılık sözleşmesi yaparak davalı nezdinde hesap açtıran davacının hesabında gerçekleştirilen usulsüzlükler nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
Davacı adına davalı menkul değerler şirketi nezdinde geçerli şekilde yatırım hesabı açıldığı, bu hesaba muhtelif zamanlarda davacı tarafından para yatırılarak menkul kıymet alım ve satım işlemleri yapılmış olduğu hususu uyuşmazlık dışı olup, uyuşmazlık, davacıya ait hesaba yatırıldığı iddia edilen paranın bir sermaye piyasası işlemi kapsamında davacı aracı kuruma teslim edilip edilmediği noktasındadır.
Mahkemece, davacının ticari amaçla yatırım hesabı açtırdığı, bu amaçla işletilen hesaba para yatırılması halinde makbuz alması gerektiği, davacının dayanmış olduğu müşteri portföyü belgesinin bilgisayar ortamında her zaman düzenlenmesi mümkün olan davalı aracı kurum yetkililerinin imzasını içermeyen bir belge olması nedeniyle itibar edilemeyeceği, ayrıca davacının işlemi gerçekleştiren davalı aracı kurum personelinin eylemine yönelik olarak dava da açmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı aracı kurum müfettişleri tarafından yapılan incelemede, davalının personeli olan ……'un bir çok müşteriye karşı aynı veya benzer eylemlerle hesaplarında suistimaller yaptığı, …. aleyhinde başlatılan cezai takibatlar neticesinde hakkında kamu davası açılarak gerek Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi ve gerekse davacının katılan olarak yer aldığı Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamalar sonucunda sanık ……..'un da davacıya yönelik eylemlerini ikrar etmek suretiyle mahkum olduğu anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının hesabına 14.807,45 TL. yatırmış olup olmadığı hususu uyuşmazlık konusu olup, davacı bu konuda müşteri portföyü belgesi başlıklı belgeye dayanmıştır. Müfettiş raporu ile ceza mahkemesi kararları kapsamında davalı aracı kurum personelinin bu belgeleri sahte olarak hazırladığı sabit ise de, anılan belgeler ile bir kısım müşterilerden alınan paraların aracı kurum hesabına alındığı izlenimi yaratıldığı, bir başka deyişle davacının verdiği paraların davalı şirketteki portföy hesabında değerlendirildiği şeklinde davacı nezdinde haksız bir güven yaratıldığı anlaşılmaktadır.
Görünüşte işlemler aracı kurum çalışanınca yapılmış olup, davacının, paranın aracı kurum kayıtlarına geçirilip geçirilmediğini denetlemesi ve bilebilmesi mümkün değildir. Davalı aracı kurum, çalıştırdığı kişilerin seçiminde gerekli özeni göstermesi, şube içi denetim yolları ile personelini ve işlemlerini denetlemesi, pek çok müşteri ile ilgili usulsüzlüklere sessiz kalmaması, çalışanının kişisel hesabının fiktif hesap olup olmadığını incelemesi, hesap hareketlerini takip etmesi, aracı kurum içinde farklı bir aracı kurum gibi nitelendirilebilecek bu tür bir oluşumun önüne geçilmesinde aktif davranması gerekir. Sonuçta aracı kuruma güvenen davacının, davalı aracı kurum personelinin usulsüzlüğünün sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü doğru görülemez. Aracı kurumların müşterileri ile olan sözleşme ilişkilerini çalıştırdıkları kişiler aracılığı ile yapması nedeniyle bu işlemler sırasında üçüncü kişilere verdikleri zararlardan dolayı Borçlar Kanunun 55 ve 100. maddeleri gereğince sorumlu olacakları açıktır. Aracı kurum personelinin usulsüzlük yapmak suretiyle işlemi farklı göstererek zimmetine para geçirmesi davalı aracı kurumun tamamen kendi iç ilişkisi olup, aracı kurumu sorumluluktan kurtarmaz ve kendi personelinin eylemlerinden doğan zarardan sorumlu olur.
Bunun yanında davacının, davalı aracı kurumun usulsüz işlem yapan personeli ile irade birliği içinde olduğu hususu da kanıtlanmamıştır. O halde, davalı aracı kurumun somut olayda B.K.nun 55 ve 100. maddeleri kapsamında sorumlu olduğunun kabulüyle davacının alacağının belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)