(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.02.2008 tarih ve 2005/499-2008/194 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili bankanın mudisi olup, 21.06.2004 günü bankaya gelerek Tekel bayisi olan oğlu Selçuk Yavuzbaş adına Tekel hesabına 9.083.893.000 TL ve 26.165.125.000 TL'lik iki ayrı ödeme yapmak istediğini ancak bu paraları bankadaki kendisine ait fon hesabından fon bozdurmak suretiyle yapacağını söylediğini, banka görevlisinin davalının fon hesabına girerek toplam 35.249.018.000 TL fon bozması gerekirken, 9.083.893.000 TL yerine 9.083.893 TL yazmak suretiyle eksik fon bozduğunu, bu miktarın davacının istemi gibi oğlu adına Tekel hesabına 9.083.893.000 TL olarak yatırıldığını, yapılan yanlışlık sonucu aradaki fark müşteriden tahsil edilmediği halde banka kasasından yatırılmış bulunduğunu, günün sonunda işlemi yapan görevlinin kasasının 9.074.809.107 TL açık vermiş olduğunu, tekel hesabına fazladan yatırılmış olan para geri çekilmiş ise de davalının kendisinde bulunan hatalı dekont ile kötü niyetli olarak Tekel'den mal çekmiş olması nedeniyle müvekkili banka tarafından anapara ve faiz olmak üzere toplam 10.148,86 YTL'nin Tekel'e geri ödenmek zorunda kalındığını, davalının yapılan hesap hatası sonucu haksız menfaat sağladığının kendisine bildirilmiş olduğu halde müvekkili bankanın zararını ödemediğini ileri sürerek, 10.148,86 YTL banka zararının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin yapmış olduğu fon bozdurma işlemi ve nakit ödeme işlemlerinin işlemleri yapan görevlinin imzası ile onayladığı belgeler ile sabit olduğunu, davacının iddialarının belgeye dayanmadığını, soyut ve yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının iddiasının kesin ve inandırıcı deliller ile kanıtlanamadığı sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankanın uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı banka davalının yatırım hesaplarında yapılan işlemler sırasında davalının hesabından çıkması gereken tutarın hatalı işlem sonucu bankanın kendi kaynağından çıkmış olduğunu ileri sürerek uğranılan zararın tazminini istemiştir. Davacının iddiasına göre davalının işlem tarihi olan 21.06.2004 tarihinde bankaya gelerek kendisine ait yatırım hesabından fon bozdurduğu, bozdurulan fon tutarlarının davacının oğlunun adına açılmış bulunan hesaba aktarıldığı, davacının hesaplarından 26.165.125.000 TL ve 9.083.893.000 TL olmak üzere toplam 35.249.018.000 TL tutarında paranın çıkması gerekirken, 9.083.893.000 TL yerine sehven 9.083.893 TL yazılması sonucu davalının yatırım hesabından toplam 26.174.208.893 TL'nin çıkılmasına rağmen davalının oğlunun hesabına davalının istediği tutarın aktarılması sonucu banka kasasından 9.074.809.107 TL'nin çıkmış olduğunu, yapılan işlemlerde nakit para akışı bulunmayıp, hesaplar üzerinden karşılıklı yapılan işlemler olduğunu ileri sürmüştür. Dosyaya sunulan ilk bilirkişi raporunda davacının iddiasını doğrulayan sonuca varılmış, bilirkişi kurulundan alınan ikinci raporda da aynı sonuca varılmasına rağmen davalının para yatırdığına ilişkin iddiasının ispatı için bu işleme yönelik dekont aslını sunması veya para yatırdığını ispat etmesi halinde davacı talebinin haklılık taşımayacağı belirtilmiş, davalı kendisinde bulunan 9.083.893.000 TL tutara ilişkin dekont aslını sunduğundan davanın reddine karar verilmiştir. Davalı tarafından sunulan dekont aslının 9.083.893.000 TL tutarın tahsiline ilişkin olmasına rağmen nakit ödemeye ilişkin olduğu iddia edilen söz konusu dekont üzerinde nakit para ödemelerine ait işlemlerde bulunması gereken nakit para dökümü yer almadığı gibi davacının fon hesabından çıkan tutara ilişkin dekontun 26.174.208.893 TL tutarlı olduğu, bu tutarın 26.165.125.000 TL ve sehven yazılan 9.083.893 TL'nin toplamı kadar bulunduğunun anlaşılmasına göre mahkemece davalının ibraz ettiği dekont aslında yazılı 9.083.893.000 TL tutarın davalının iddia ettiği gibi yatırılan nakit para karşılığı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması için davacı bankanın davaya konu işlemlerin yapıldığı tarihteki kasa hareketlerinin, banka kasasına nakit olarak yapılan ödemelerin, nakit para girişlerinin banka kayıtları üzerinde yapılacak inceleme sonucu ortaya konularak buna göre davacının iddialarının ve isteminin yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken, davacının dava dilekçesinde hatalı olarak düzenlenen dekontun davalıda olduğunu belirtmiş olmasına rağmen ibraz edilen dekontla ilgili olarak anılan incelemeler yaptırılmadan salt davalı tarafından ibraz edilmiş olmasına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy