(6762 S. K. m. 444, 445, 446, 447, 448, 449)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.03.2008 tarih ve 2006/153-2008/248 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı C. AŞ'nin dava konusu ihyası istenilen G. AŞ'den cari hesap nedeniyle alacaklı olduğu miktarı müvekkili şirkete 31.03.2004 tarihinde temlik ettiğini ve bu alacak için müvekkilince icra takibi başlatıldığını ancak tahsilat yapılamadığı gibi şirketin 08.11.2005 tarihinde fesh olunduğunun bildirildiğini ileri sürerek, tasfiye edilen anonim şirketin yeniden ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tasfiye memuru, ihyası istenilen şirketin borcunu bulunmadığını ve tasfiyenin yasalara uygun yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tasfiye sürecinde usulsüzlük yapılmadığı ve şirket bilançosunda iddia edilen borcun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ticaret sicilinden terkin edilen davalı şirket tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Tüzel kişiliğin sona erdirilmesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, tüzel kişiliğin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır.
Somut olayda; ihyası istenen anonim şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesinin ilan edildiği tarihten önce şirket aleyhine başlatılmış bir icra takibi mevcut olduğuna göre, şirketin sorumlu tutulmasını gerektirebilecek bu durum nedeniyle ticaret sicilindeki terkin kaydının kaldırılması isteminde bulunulabilir. Buna göre, davacı tarafın alacaklı olduğunu iddia ettiği ticaret sicilinden terkin edilmiş Anonim şirketin yeniden ihyasını istemesinde hukuki yararı mevcut olup, bu davayı açma hakkının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Tasfiye halinde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarım yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmeyeceği, keza mahkemenin davayı ret gerekçesinin aksine, bu aşamada iddia edilen alacağın gerçekte var olup olmadığının işbu davada değerlendirmeye tabi tutulamayacak olmasına ve ayrıca şirketin ihyasının istenebilmesi için tasfiye sürecinde bir usulsüz bulunup bulunmadığının ispatının da gerekmemesi nedeniyle, mahkemece taraf delilleri toplanarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy