(3182 S. K. m. 36)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6.Asliye Mahkemesi'nce verilen 19.02.2008 tarih ve 2005/335-2008-60 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar ve duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde hesabının bulunduğunu, 21.11.1984 tarihi itibariyle müvekkilinin hesap bakiyesini 22.955,89 DM olduğunu, bu tutarın faiziyle birlikte ödenmesi konusunda davalı tarafa ilamda bulunulduğunu ancak davalı verdiği yanıtta müvekkilinin hesabında bulunan paranın 3182 sayılı bankalar kanununun 36. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresine göre 23.06.1995 tarihinde 1.190.16 DM üzerinden T.C.Merkez Bankasına devredildiğini belirtmiş olduğunu, davalının üzerine düşen yasal yükümlülüklerinin hiçbirini yerine getirmemiş bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 22.955.89 DM alacağın 21.11.1984 tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle birlikte şimdilik 6.000.00 YTL kısmının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait döviz tevdiat hesabının 10 yıllık zamanaşımı süresini doldurmuş olması nedeni ile 28.06.1995 tarihinde 1.190,16 DM üzerinden merkez bankasına devredildiğini, bankanın Gümüşhane Şubesi nezdinde ise davacı adına kayıtlı herhangi bir hesabın bulunmadığının belirtilmemiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre kayıtlardaki son işlem tarihi olan 21.11.1984 tarihinden itibaren 10 yıl geçmekle 22.11.1994 tarihinde zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, bankanın 14.04.1995 tarihinde 1.190,16 DM'yi merkez bankasına devrettiği davacının 22.955.89 DM'lık talebi yönünden sunduğu 22.11.1984 tarihli yazıya dayanarak hak iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı banka nezdinde açılmış bulunan hesaptaki paranın tahsil istemine ilişkindir. Davalı banka davacıya ait döviz tevdiat hesabının 10 yıllık zamanaşımı süresini doldurmuş olması nedeniyle 1.190.16 DM üzerinden merkez bankasına devredildiğini, bankanın Gümüşhane Şubesi nezdinde davacı adına kayıtlı herhangi bir hesabın bulunmadığını savunmuştur. Davacı ise davalı bankanın verdiği 22.11.1984 tarihli belgede davalı bankanın Gümüşhane Şubesi nezdinde 147 nolu hesapta 22.955.89 DM'nin olduğunun belirtildiğini ileri sürmüştür.
Davalı banka tarafından 3182 sayılı yasanın 36 ncı maddesi uyarınca davacıya ait hesabın zamanaşımına uğramış olması nedeni ile hesapta bulunan 1.190.16 DM'nin 14.04.1995 tarihinde merkez bankasına devredilmiş olduğu hususu dosyada mevcut devir listesinden anlaşılmıştır. Ancak davalı banka devir işlemi öncesinde hesap sahibine mektup ile uyarıda bulunulmasına ilişkin yasal yükümlülüğü yerine getirdiğini iddia etmiş ise de buna ilişkin mektup kaydını yasal saklama süresi dolduğundan bahisle ibraz edememiştir. Oysaki hesabın zamanaşımına uğraması bankaca gerçekleştirilecek tebligatın yapılması koşuluna bağlanmış olduğundan daha açık bir anlatımla sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmayan banka nezdindeki hak ve alacaklar kendiliğinden zamanaşımına uğramayacağından davalı mektup kaydını her zaman ibraz ile yükümlü bulunmaktadır. Bu durumda devir işlemini usulüne uygun olarak yaptığını iddia eden bankanın bunu ispatlayamadığı anlaşıldığından merkez bankasına devir işlemine konu 1.190.16 DM tutardan sorumlu olduğunun kabulü gerekirken yazılı şekilde bu istemin reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Öte yandan davacı, davalı banka nezdindeki hesapta toplam 22.955.89 DM olduğunun davalı bankanın Bakırköy Şubesi tarafından düzenlenmiş bulunan 21.11.1984 tarihli yazıya dayanarak ileri sürmüştür. Bu tutarın içinde yer alan 1.190.16 DM' nin merkez bankasına devrine ilişkin işlemin usulsüz olduğunun anlaşılmasına göre anılan tutardan davalı bankanın bu nedenle sorumlu tutulması gerekmektedir. Geriye kalan tutara ilişkin olarak ise davalı banka tarafından düzenlenerek verilmiş bulunan ve yargılamanın hiçbir aşamasında sahteliği ileri sürülmemiş olan yazıya dayanılmış olmasına ve dosyada mevcut davalı bankanın Gümüşhane Şubesi tarafından gönderilen yazıda davacıya ait 147 nolu DTH'nın 1982 yılında kapatılarak Bakırköy Şubesine devredildiğinin bildirilmiş bulunmamasına ve Gümüşhane Şubesi tarafından verilen bu bilginin davacının dayandığı Bakırköy Şubesi tarafından verilmiş olan yazı içerisindeki bilgilerle uyumlu olmasına göre davalı bankanın zamanaşımına uğradığını ileri sürdüğü tutarın dışında kalan hesap bakiyesinden sorumlu olduğunun nazara alınması gerekirken mahkemece geçerli ve yasal bir gerekçe gösterilmeden davacını sunduğu yazıya dayanarak hak iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmış olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy