(2004 S. K. m. 72) (4721 S. K. m. 6)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.04.2008 tarih ve 2007/208-2008/122 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G.G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının davacı ile aralarında yapılan nakliyecilik sözleşmesine istinaden 30.01.2007, 31.01.2007 ve 28.02.2007 tarihlerine ait fatura alacağı iddiasıyla müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, ancak ödenmediğini iddia edilen faturaların kapalı fatura olarak düzenlenmesi nedeniyle bedelinin ödendiğinin kabulü gerektiğini, davalının kötü niyetli olarak müvekkili şirket aleyhine ilamsız icra takibi yaptığını, davalının iş sorumluluğunun gereklerini ve sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmediğini ileri sürerek, borçlu olmadıklarının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ticari hayatı bilmemesinin davacı tarafından istismar edildiğini, davanın niteliği itibariyle davacı tarafın ödendiğini iddia ettiği faturaların nasıl ödendiğini ispat ile mükellef olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı tarafından düzenlenen faturaların ortasına vurulan kaşe ve imza neticesinde karineye göre kapalı fatura olarak nitelendirildiği ve bedelinin ödendiği anlamına gelse dahi karinenin aksine taraflar arasındaki sözleşmeye ve ödemelerin bankadan yapılmasından dolayı faturaların bedellerinin ödenmediği ve açık fatura olarak kabul edilmesi gerektiği, davaya konu 28.02.2007 tarihli faturanın davacıya tebliğ edilmemiş olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacının 4.040,32. YTL'lik kısma yönelik olarak alacaklı Hacer'e borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan ve navlun bedeline yönelik borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı şirket, davalıdan nakliye hizmeti aldığını, bunun karşılığında davalının üç adet fatura düzenlediğini ve bu fatura bedellerinin ödenmediğinden bahisle davalının ilamsız icra takibi başlattığını, faturaların kapalı olarak düzenlenmesinin yanında bir adet faturanın da kendilerine tebliğ edilmediğini ileri sürerek, bu menfi tespit davasını açmıştır.
Davaya konu faturalarda kaşe ve imza orta kısımda yer almakta olup, kapalı faturadır. Kapalı fatura, fatura konusu mal veya hizmetin bedelinin ödendiğine karine teşkil edip, kapalı faturaya dayanarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafın fatura konusu bedelin ödenmediğini ispat etmesi gereklidir.
Somut olayda davaya konu faturalara konu bedelin ödenmediğini iddia eden davalı olup, davalının aleyhinde oluşan karinenin aksini ispat etmesi gerekmektedir. Davalıya bu konuda ispat imkanı tanınmasının yanında, davaya konu faturalar incelendiğinde faturayı tanzim eden kişi davalı olduğu halde, faturadaki kaşe ve imzanın davalıya ait olmadığı cevap dilekçesinde savunulmuş bulunmasına göre bu konu üzerinde de durulması gerekmektedir.
Bunun yanında davacı şirketin icra takibine karşı sessiz kalması ve basiretli bir tacir olarak yaptığı ödemeleri defterlerine işlemesi gerektiği halde bu konuda kayıt bulunmamasının da değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy