(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Gelibolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.11.2007 tarih ve 2006/304-2007/263 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinde davalı bankaya ait POS cihazının kullanıldığını, 25.03.2006 günü yapılan toplam (11.200) YTL satış bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, davalı banka komisyonu mahsubu ile (10.976) YTL'nin temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu işlemin yurtdışı bankaya ait sahte kredi kartlarıyla gerçekleştirildiğini, davacının slip bölmesi yaptığını ve taraflar arasındaki kartlı ödemeler sözleşmesinden doğan yükümlülüklerine aykırı davrandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının sözleşmede yer alan kimlik kontrolü ve satış belgesinde çıkan numara ile kart numarasının aynı olup olmadığı kontrolünü yapmadığı gibi slip bölmesi yaparak sözleşmeye aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı banka vekili tarafından dava konusu işlemin yurt dışı kart hamilinin bilgilerinin kopyalanması suretiyle oluşturulan sahte kart ile yapıldığı, davacının da taraflar arasında imzalanan sözleşmede belirtilen yükümlülüklerine aykırı davrandığı, dolayısıyla müvekkilinin işlem bedelini bloke etmekte haklı olduğu savunulmuş, mahkemece bu konuda mesleği avukatlık olan bir bilirkişinin görüşüne dayanılarak hüküm kurulmuştur. Oysa taraflar arasındaki uyuşmazlık yukarıda da açıklandığı üzere bankacılık işlemlerinden kaynaklanmakta olup, bu hususta ne şekilde uzman olduğu anlaşılamayan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir.
Bu durum karşısında mahkemece, uluslararası kredi kartları konusunda uzman bir bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy