(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.04.2008 tarih ve 2007/379 - 2008/116 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının 21.06.2005 tarihli ve 21.06.2006 vadeli kesin teminat mektubu ile dava dışı kişinin müvekkilinden aldığı mal ve hizmet bedeline karşılık 30.000.00 YTL'ye kadar borcunu garanti altına aldığını, ayrıca 20.06.2007 tarihli yazısı ile anılan teminat mektubunun vadesini 21.06.2008 tarihine kadar uzattığını kabul ettiğini, dava dışı lehdarın borcunu ödememesi üzerine tazmin talebinin kabul edilmediğini, lehdarın teminat mektubunun aslının kendisine iade edilmesini gerekçe gösterdiğini, ancak davalı yetkililerinin ıslak imzalarını içeren teminat mektubu ile uzatma yazısının müvekkili elinde olduğunu, kaldı ki bu durumun davalının garanti sözleşmesindeki edimini ortadan kaldırmayacağını ileri sürerek, 30.000.00 YTL teminat mektubu bedeli ile 225 YTL damga vergisinin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ödeme mektubu aslının uzatma yazısından bir ay sonra lehdar tarafından müvekkiline iade edildiğini, bir sorumluluğunun kalmadığını, bedelinin talep edilmesinin teminat mektubu aslının ibrazına bağlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından düzenlenen teminat mektubu ile davacının müşterisinin edimlerinin 30.000.00 YTL'lık kısmının garanti altına alındığı, 20.06.2007 tarihli yazısıyla aynı şartlarda teminat mektubu vadesini 21.06.2008 tarihine kadar uzattığı, teminat mektubunun kıymetli evrak niteliğinin bulunmadığı, uzatma yazısının garanti sözleşmesinin uzatılması anlamına geldiği, aslının muhataba iade edilmesinin sözleşmenin sona ermesi anlamında olmadığı, taraflar arasındaki garanti sözleşmesinin devam ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 30.225.00 YTL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, teminat mektubu bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davalı tarafından 21.05.2005 tarihinde düzenlenen muhatabı davacı, lehtarı davacının bayisi dava dışı Ahmet Deniz bulunan 30.000 YTL tutarlı teminat mektubunun vadesinin 21.06.2006 tarihi olduğu, davalının 20.06.2007 tarihli davacıya yönelik yazısıyla bu teminat mektubunun vadesini sona ermeye ilişkin şartlar da dahil olmak üzere, teminat mektubu metninde belirtilen tüm şartlar aynı kalmak kaydıyla 21.06.2008 tarihine kadar uzattığını bildirdiği ve davalının 18.07.2007 tarihinde tazmin talebinde bulunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davalı vekili, dava dışı lehtarın 19.07.2007 tarihinde teminat mektubunun aslını müvekkiline verdiğini, davacı muhatabın tazmin talebinde bulunabilmesi için, teminat mektubu aslını ibraz etmesi veya zayi ettiğini ispatlaması gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Teminat mektubunun, garanti sözleşmesi niteliğinde bulunduğu kuşkusuzdur. Ayrıca, kıymetli evrak niteliğinde olmadığı da açıktır. Ancak, bankalar tanzim ettiği teminat mektupları dolayısıyla müşteri lehtardan komisyon almaktadırlar. Ayrıca, kendilerine yapılan tazmin talepleri sonucu yaptığı ödemeleri ispat ve lehtara rücu etmek için teminat mektubu aslını ibraz etmelidirler. Genel bankacılık uygulamasına göre, teminat mektubunun aslının iadesi, taraflar arasındaki borç ilişkisinin sona erdiği ve dolayısıyla teminatın sona erdirilebileceği anlamına gelmektedir. Bu bakımından, banka tazmin istemini yerine getirirken mektup aslını almak, gerçekliği ile imzaların doğruluğunu kontrol etmek zorundadır. Somut olayda davacı taraf tazmin talebinde teminat mektubunu ibraz etmemiş, bir gün sonra dava dışı lehdar teminat mektubu aslını davalı Bankaya sunmuştur. O halde, davacı muhatabın teminat mektubunu ibraz edemediği, bu durumun haklı nedenini kanıtlayamadığı, davalının salt uzatma yazısı dolayısıyla tazmin sorumluluğunun bulunmadığı dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy