(556 S. KHK. m. 9, 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.05.2008 tarih ve 2007/96-2008/48 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının ihtarda bulunulmasına rağmen yayınlamaya devam ettiği Gürle Nallıhan isimli gazetenin isim hakkının tarafına ait olduğunu, anılan ibarenin TPE nezdinde marka olarak adına tescilli bulunduğunu, davalının kendisine ait olan ve adına marka tescil belgesi bulunan bu isimle gazete yayınlamasının isim hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının tecavüzünün önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının adına tescil olunan markanın sınıfı ile Gürle Nallıhan gazetesinin faaliyet gösterdiği marka sınıfının birbirinden farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre Gürle Nallıhan isminin dergi, kitap, gazete vb. yayınlama hizmetlerine ilişkin olarak 27.06.2006 tarihinden itibaren davacı adına marka olarak tescil edildiği, tescilli markanın kullanımının münhasıran adına tescilli olan şahsa ait bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile mülkiyeti davacıya ait olan Gürle Nallıhan unvan, gazetesi ve markasına davalının tecavüzünün önlenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı adına tescilli bulunan markaya ve isim hakkına yönelik tecavüzün önlenmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı adına düzenlenmiş bulunan marka tescil belgesine ve 556 sayılı KHK. nin 9 ncu maddesi uyarınca yapılan değerlendirmeye göre davanın kabulüne karar verilmiştir.
556 sayılı KHK. nin 71. maddesinde bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen bütün davalarda, görevli mahkemenin Adalet Bakanlığınca kurulacak ihtisas mahkemeleri olduğu belirtilmiştir. Davaya konu uyuşmazlık 556 sayılı KHK kapsamında bulunmaktadır. Bu durumda davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından Ankara'da kurulup faaliyete geçirilen Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin yargı çevresi kurulduğu yer mülki hudutları olarak tespit edilmiştir. Buna göre 556 sayılı KHK.den kaynaklanan davada görevli mahkemenin Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilerek davanın bu mahkemede görülmesi için görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, bu yön göz önüne alınmayarak yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre de davalının uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının mahkemenin görevine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu nedenle BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının uyuşmazlığın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy