(743 S. K. m. 634) (818 S. K. m. 11, 213) (6762 S. K. m. 409, 415, 416)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.12.2007 tarih ve 2006/329-2007/545 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 23.03.2010 gününde davacı avukatı S. Ö. ile davalı şirket avukatı Y. U. gelip, diğer davalılar avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi A
A
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı anonim şirketin ortağı iken 27.05.1997 tarih ve 11 nolu şirket kararı ile ortaklık hissesinin tümünü şirket ortaklarından davalı N. I. ile şirkete yeni ortak olan davalı T. I.'a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, hisse devrine ilişkin koşulların davalı anonim şirket ile müvekkili arasında imzalanan 26.05.1997 tarihli protokolde belirlendiğini, sözleşme gereği davalı şirket adına olan 2 bağımsız bölüm ile yapılacak binadan şirkete isabet edecek 3 bağımsız bölümün davacıya verilmesi gerekirken davalı şirket tarafından taşınmazların büyük kısmının satıldığının öğrenildiğini ileri sürerek, davalı şirket adına olan numaraları yazılı 3 bağımsız bölümün, bunun mümkün olmaması halinde aynı yer A ve B blokta yer alan davalı şirkete ait 3 adet bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 100.000 YTL'nın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacı tarafın dayandığı sözleşmenin davalı şirket ile imzalanmış olup davalı N. ve T. I.'a husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafın sunduğu 26.05.1997 tarihli sözleşmenin resmi şekilde olmayıp, bu belgeye dayanarak taşınmaz devrinin istenemeyeceğini, 26.05.1997 tarihinde müvekkili şirket ile protokol yapılmasının ardından 27.05.1997 tarihinde, şirketin diğer ortaklarının davacıya hisse karşılığında şirket taşınmazlarının verilmesi yerine nakit ödeme yapılarak hissenin alınması yolunda fikir birliğine vardıklarını ve davacıya hissesinin karşılığında elden nakit olarak ödeme yapıldığını, 27.05.1997 sözleşme ile 26.05.1997 tarihli protokolün geçersiz hale geldiğini, hisse devir bedelinin davacıya tümü ile ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı anonim şirketin ortağı iken hisselerini 27.05.1997 tarihli hisse devir senedi ile davalı N. ve T. I.'a devrettiği, ortaklık hissesine karşılık alacağını aldığı hususunun tartışmasız olduğu, davacının tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak davasının dayanağı olan 26.05.1997 tarihli, hisse sahibi davacı F. ile davalı anonim şirket arasında düzenlenen sözleşme ile B bloktan toplam 5 daire verileceği, aksi takdirde A Bloktan daire verilmesinin kararlaştırıldığı, 26.05.1997 tarihli sözleşmenin davacı ile davalı şirket arasında olup davalı N. ve T.'a husumet yöneltilemeyeceği; davalı şirketin, davacı ile davalı şirket arasında yapılan 26.05.1997 tarihli sözleşmeden sonra 27.05.1997 tarihinde hissesini devreden davacı F. ile hisse devrolunan N. ve T. arasında yapılan sözleşmeyi ve davacının imzasını taşımayan ortaklar kurulu kararını dayanak göstererek davacının alacağının tamamını aldığına dair savunmasının yerinde görülmediği gerekçesiyle, davalı N. ve T. hakkındaki davanın husumetten reddine, 100.000 YTL'nın dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı N. I. ve T. I. vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, anonim şirket pay devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davacı F. K. ile ortağı olduğu davalı N. I. İnşaat San ve Tic A.Ş. arasında 26.05.1997 tarihinde anonim şirket ortaklığına istinaden sözleşmede belirtilen dairelerin F. K.'a verildiğinde şirketteki olan payını almış olacağına dair sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmede, davalı anonim şirkete ait 5 adet taşınmazın tapusunun davacıya devredilmesi kararlaştırılmıştır. Anılan sözleşmenin imzalanmasından sonra 27.05.1997 tarihli sözleşme ile davacı F. K., sahibi olduğu anonim şirket hisselerinin tamamını davalı N. I. ve T. I.'a devretmiştir. Devir keyfiyeti, anonim şirketin 27.05.1997 tarihli yönetim kurulu kararı ile kabul edilerek, durum pay defterine işlenmiştir.
Davacı vekili, davalı anonim şirket ile imzalanan 26.05.1997 tarihli sözleşmenin, davacının sahibi olduğu anonim şirket pay devri karşılığında şirket tarafından davacıya ödenecek bedele ilişkin olduğunu, bu sözleşmede davacıya devredilmesi kararlaştırılan taşınmazların bir kısmının tapusunun devredilmediğini iddia ederek, işbu davayı açmıştır. Sözleşme tarihinde yürürlükte olan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 634. maddesi ile Borçlar Kanununun 11 ve 213. maddeleri gereğince, tapuda kayıtlı taşınmazın haricen satımına ve noterde düzenleme biçiminde (re'sen) yapılmamış olan taşınmaz satış vaadine ilişkin sözleşmeler geçersizdir. Anılan yasa hükümleri gereğince tapu siciline tescilli taşınmazların mülkiyetinin davacıya devrine dair 26.05.1997 tarihli sözleşme geçersiz olup, bahsi geçen sözleşmeye dayanılarak, davalı şirket hakkında dava açılması mümkün bulunmadığından, kararın davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin temyizine gelince: Türk Ticaret Kanunu'nun 409. maddesi hükmüne göre, anonim şirketlerde hisseler, hamiline veya nama yazılıdır ve bedelleri tamamen ödenmemiş olan paylar için hamile yazılı hisse senedi çıkarılamaz. Hamiline yazılı hisse senetlerinin devri, aynı Yasa'nın 415. maddesi hükmüne göre teslim ile hüküm ifade eder. Nama yazılı hisse senetlerinin devri ise, TTK'nun 416. maddesine göre, ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur. Açıklanan yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, pay devrinin şirket ortakları tarafından yapılması mümkün olup, sermaye artışına dair genel kurul kararı ile artan sermayeye isabet eden hisselerin 3. kişilere ihracı dışında, anonim şirketin kendi hisselerini üçüncü kişilere devretmesi mümkün değildir.
Davacının, davalı anonim şirketteki paylarını davalı N. ve T. I.'a devrettiği taraflar arasında tartışmasızdır. 26.10.2006 tarihi cevap dilekçesinin 2. sayfasında davalılar vekili ...(26.05.1997 tarihli) bu protokolün ertesi günü, 27.05.1997 tarihinde, şirketin diğer ortakları, davacıya, hissesi karşılığında şirket taşınmazlarının verilmesi yerine, nakit ödeme yapılarak hissenin alınması yolunda fikir birliğine varmışlar ve davacıya hissesinin karşılığı elden nakit olarak ödenmiştir. Bu işlemle aynı gün yani 27.05.1997 tarihinde hisse devir senedi düzenlenmiş ... şeklinde açıklamada bulunmuştur.
Davacı vekili işbu davada, davacı tarafından davalı gerçek kişilere devredilen anonim şirket hisse bedelinin kısmen ödenmediğini iddia ettiğine göre, şirket hisselerini devralan davalı N. ve T. I.'a husumet yöneltilmesi yerinde olup, davacı vekilinin iddiaları ile davalı N. ve T. I. vekilinin savunmalarını içeren tüm dilekçeler dikkate alınarak, işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, 26.05.1997 tarihli sözleşmede davalı gerçek kişilerin taraf olmadığı gerekçesiyle pasif husumet nedeniyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı N. ve T. I. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, kararın (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı N. I. İnşaat Şti. ve Tic. A.Ş. yararına, (3) numaralı bette açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalı gerçek kişilerden alınarak davacıya verilmesine, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.050,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden diğer davalılar N. ve T.'dan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı ve davalı şirkete iadesine, 25.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy