(5464 S. K. m. 19, 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.12.2007 tarih ve 2007/131-2007/395 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka tarafından tahsis edilen pos makinesi ile işlemler gerçekleştirdiğini, usulsüz yurt dışı kredi kartı ile işlem gerçekleştirildiğinden bahisle müvekkilinin hesabına bloke konulduğunu, işlem sırasında makinenin uyan vermediğini gereken özenin gösterildiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığını ileri sürerek, 11.250 TL'nın davalı dan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının sahte yurt dışı kartıyla, yüksek tutarda ve slip bölmek suretiyle işlem yaptığını, bu hususların sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının slip bölme işlemi yaparak sözleşmeye aykırı davrandığı, gerçek tutarın makineye girilmesi durumunda bankanın onay vermeyerek zararın önüne geçilebileceğini, davacının haksız davranışından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, davacıya davalı banka tarafından tahsis edilen pos cihazı ile yapılan işlemlerden dolayı işlem bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacının işyerinde gerçekleşen satış işlemi ile ilgili olarak davacının 5 adet fatura tanzim ettiği, faturaların üç ayrı kişi adına düzenlenmesine rağmen yabancı bankaya ait tek bir kredi kartından her fatura bedeli için ayrı ayrı provizyon alınmak suretiyle işlemin gerçekleştirilmiş olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davalı banka, işlemin sahte kredi kartı ile ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olacak şekilde slip bölme şeklinde gerçekleştirilmesi nedeniyle ödeme yapmaları gerekmediğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki üye işyeri sözleşmesinde üye işyeri sahibinin, kartı kullanan kişinin gerçek kart hamili olup olmadığına dikkat etmesi gerektiği, limitleri aşmamak amacıyla bir satış için birden çok satış belgesi düzenleyemeyeceği, aksi halde bankanın bloke hakkı olduğu bilirkişi tarafından belirlenmiştir.
Mahkemece, davacının slip bölme işlemi yaparak sözleşmeye aykırı davrandığı, haksız davranışından sorumlu olduğu gerekçesi ile dava reddedilmiş ise de, öncelikle araştırılması gereken husus ilgili yabancı banka tarafından chargeback işleminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği, dolayısıyla davalı bankanın bu satış işlemlerinden bir zararının doğup doğmadığının belirlenmesidir. Davacı bankaya bu şekilde chargeback işleminin yapılıp yapılmadığı araştırılmamıştır. Her ne kadar davalı banka tarafından bu konuda delil sunulmamış ise de, taraflar arasındaki sözleşmede davalı bankaya usulsüz satış işlemleri için bloke koyma hakkı tanınmış ancak bu sürenin ne kadar olacağı belirtilmemiş olduğundan, mahkemece bu tür uyuşmazlıklarda uygulanabilecek makul chargeback süresinin ne kadar olduğu konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınacak bilirkişi raporu ile tespit edilip, bu sürenin dava tarihi itibarıyla dolup dolmadığı belirlenmeden ve chargeback işleminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği de araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru değildir.
2-) Öte yandan, davalı bankanın satış işleminden doğan zararından davalının sorumlu olup olmadığının da araştırılması gerekmektedir. Davacı üye işyeri sahibinin aynı kredi kartına dayalı satış tutarını bölmek suretiyle POS makinesinden birden fazla satış işlemi yaptığı iddia edilmiş olup, bu satış işleminin, taraflar arasındaki Sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğinin kabulü halinde davalı bankanın bu nedenle ne gibi bir zarara uğradığının belirlenip değerlendirilmesi gerekirken bu konuda da inceleme yapılmaması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2010 tarih inde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy