(1086 S. K. m. 437)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.05.2006 tarih ve 2004/2584-2006/193 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan Akgül tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı banka ile müvekkili arasında kredi kartı üye işyeri sözleşmesi yapıldığını, müvekkiline ait işyerinde kredi kartı ile 6.850.-YTL'lik satış yapıldığı halde davalının satış bedelini ödemediğini ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait işyerinde sahte kredi kartı ile satış yapıldığını, davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kopyalanmış kredi kartının kullanıldığını davacının bilmesinin mümkün olmadığı, ancak sözleşmenin 14/3. maddesine aykırı hareket etmesi nedeniyle 1/4 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 5.037,50.-YTL'nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üye iş yeri sözleşmesi uyarınca davacıya ait işyerindeki POS cihazında sahte kredi kartı kullanıldığı iddiası ile davalı bankanın davacıya ödeme yapmamasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacının işyerinde ihbar olunan Garanti Bankası'na ait kredi kartının sahtesinin kullanıldığı ve satış işlemine davalı bankanın provizyon verdiği, daha sonra Garanti Bankası'nın kredi kartının sahte olması nedeniyle davalı bankaya satış bedelini ödemediği, davalının da bunun üzerine davacıya ödemede bulunmadığı hususlarında bir uyuşmazlık yoktur.
Uyuşmazlık, sahte kredi kartının kullanılmasında ve davalı banka tarafından provizyon verilmesinde tarafların sözleşmeye aykırı hareket edip etmedikleri ve üye işyeri sahibi davacının sözleşmede üzerine yüklenen edimleri yerine getirip getirmediği ve buna göre kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle kusurlu olduğu kabul edilerek buna göre hüküm tesis edildiği halde, davacı tarafından verilen karar temyiz edilmediğinden bilirkişiler tarafından davacının sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu olduğuna ilişkin tesbiti kesinlik kazanmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin 14/3. maddesi, davacının sözleşmeye aykırı hareket etmesi halinde davalı bankanın ödeme yapmamasını, şayet ödeme yaptı ise iadesini isteme hakkını düzenlemiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacının sözleşmeye aykırı hareket ederek sahte kredi kartı ile satış işlemi yapmasında kusurlu olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy