(2004 S. K. m. 16, 128)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 21.04.2008 tarih ve 2008/195-2008/217 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı bankaya olan borcundan dolayı girişilen icra takibinde, kendisine ait taşınmazların değerinin eksik tespit edildiğini ileri sürerek, dava dilekçesinde bildirdiği taşınmazlarının değerinin yükseltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davanın kıymet takdirine itiraz istemine ilişkin olduğu, icra müdürlüğünün işlemine şikayet niteliğindeki bu türden davaların icra hukuk mahkemesinin görev alanına girdiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın Ilgın İcra Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı banka tarafından davacı aleyhine girişilen icra takibi sırasında, davacıya ait taşınmazların değerlerinin düşük tespit edildiği iddiasına dayalı, kıymet takdirine itiraz istemine ilişkindir.
İİK. nun 16. ve 128. maddeleri uyarınca, kıymet takdiri raporunun tebliğ edildiği ilgililer, raporun kendilerine tebliğinden itibaren yedi gün içinde, raporu düzenleten icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde, kıymet takdiri işlemine karşı şikayet yoluna başvurabilirler. Ancak her ne kadar mahkemece benzer gerekçeyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, icra mahkemeleri sulh veya asliye hukuk mahkemesi anlamında birer hukuk mahkemesi olmayıp, icra iflas işleri için kurulmuş özel mahkemelerdir. Dolayısıyla icra mahkemeleri ile genel mahkemeler arasında bir görev ilişkisi yoktur. Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın bu yönden reddine karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacının diğer temyiz itirazlarının incelemesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenle davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy