(6762 S. K. m. 1285, 1286, 1287)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 16.04.2008 tarih ve 2006/375-2008/121 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Numan Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı sigorta şirketinin hırsızlık teminatı içerir poliçeyle sigortaladığı müvekkiline ait işyerinde 09.10.2004 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle 5.247,30 TL zarar oluştuğunu ileri sürerek, anılan meblağın davalıdan faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya ait işyerinin müvekkilinden önce aynı rizikoya karşı bir başka sigorta şirketine de sigorta ettirildiğini ve çifte sigorta nedeniyle müvekkilinin tazmin yükümlülüğünün bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sigortalı işyerinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle oluşan zararın 731,56 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, hırsızlık teminatı içerir işyeri sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketi vekili savunmasında davacıya ait işyerinin hem müvekkiline hem de dava dışı Ak Sigorta A.Ş.'ne sigorta ettirildiğini ve çifte sigorta nedeniyle müvekkilince düzenlenen poliçenin geçersiz olduğunu savunmuş ancak, mahkemece davalının bu savunması üzerinde durulmamıştır.
Ticaret Kanunumuz müşterek sigortayı (md.1285), çifte sigortayı (md. 1286) ve kısmi sigortayı (md. 1287) düzenlemiştir. Ana kural, mal sigortalarında sigorta olunan değerin (menfaatin) sigorta bedeline denk olması gerektiğidir. TTK. nun 1286/1 nci maddesi gereğince, değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaat, sonradan aynı rizikolara karşı sigorta ettirilemez, şayet sigorta ettirilmiş ise geçerlilik koşulları da aynı maddenin diğer fıkralarında açıklanmıştır. Çifte sigortadan söz edebilmek için değerinin tamamı sigorta olunan bir menfaatin sonradan aynı rizikolara karşı sigorta ettirilmiş olması ve sigorta bedelinin sigortalı menfaat değerini aştığının somut olarak tespiti gerekir.
Bu durumda, mahkemece, davalı sigorta şirketinin çifte sigorta savunmasının yukarda açıklanan yasal mevzuata göre değerlendirilmesi, çifte sigorta nedeniyle ikinci poliçenin geçersiz olup olmadığı hususunda gerekli incelemenin yapılması için gerektiğinde sigorta hukuku dalında uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, mahkemenin kabul şekline göre de, ödenmesi gereken tazminat miktarı usulünce tespit edilmemiştir. Mahkemece, zararın tespiti bakımından hukukçu bilirkişiden alınan rapora itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak, karara esas alınan bu rapor, hüküm vermeye elverişli bulunmamaktadır. Zira bilirkişi raporu, ekspertiz raporuna atıf yapılarak ve genel ifadeler kullanılarak düzenlenmiştir. Davalı sigorta şirketi yukarıda açıklanan çifte sigorta durumu hakkında yapılacak araştırma sonucuna göre davacının gerçek zararını karşılamak durumundadır. O halde, mahkemece, gerçek zararın tespiti bakımından konusunda uzman bilirkişiden denetime imkan veren rapor alınarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy