(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 58)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çorlu Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.02.2008 tarih ve 2007/989-2008/276 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tetkik hâkimi M. L. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait daireden sızan suların müvekkiline sigortalı işyerinde hasara neden olduğunu, sigortalısına müvekkilince ödenen 1.808,48-YTL. hasar bedelinin tahsili için başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaliyle icra inkar tazminatına karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.
Davalı, dava konusu olayın iddia edildiği şekilde meydana gelmediğini, olayda kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu olaya da davalıya izafe edilecek bir kusurunun bulunmadığı ve olayın ani geliştiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı tazminatın rücuan tahsiline yönelik başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, hasarın davalının maliki olduğu daireden alt kattaki sigortalı işyerine su sızması sonucu oluştuğu iddiasıyla açılmış, mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, sigortalı işyerinin bulunduğu binanın birinci katında bulunan dairenin tuvalet temiz su tesisatı galvaniz borularının zamanla korozyona uğrayarak delinmesi sonucu dava konusu hasarın meydana gelmiş olması ve bu tesisatın davalının tasarruf alanına dahil tesisat niteliğinde bulunması halinde, daire içindeki boruların eskimesinden, çürümesinden dolayı su alt kata sızmış ise, davalının BK.'nun 58 inci maddesi uyarınca, sorumlu tutulması gerekeceği kuşkusuzdur. Bu itibarla, sızan suyun, hangi boru kesitinden kaynaklandığının kuşkuya yer bırakmaksızın saptanması zorunlu olup, somut olaydaki uyuşmazlığa kesin çözüm getirmekten uzak varsayıma ve eksik inceleme dayalı bilirkişi raporunun mahkemece hükme esas alınması doğru olmamış, hükmün öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan, sigorta eksperleri bağımsız olup, davaya konu hasardan bir gün sonra olay yerinde inceleme yapan ekspertiz raporuyla dava konusu olaydan yaklaşık bir buçuk yıl sonra yapılan keşif sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi raporu arasındaki hasarın meydana gelme nedenine yönelik çelişki dahi giderilmeden, davalının olayın oluşumuna ilişkin savunması da değerlendirilmeden mahkemece uyuşmazlıkla örtüşmeyen yazılı gerekçelerle hüküm tesisi de keza doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy