(6762 S. K. m. 329, 405) (1086 S. K. m. 275)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Yozgat Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.06.2008 tarih ve 2008/74-2008/312 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.05.2010 gününde taraf avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi D. B. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin içinde bulunduğu Yimpaş Grubu'nun 1990 yılından itibaren Almanya başta olmak üzere birçok ülkede garanti verilerek binlerce insandan mevduat toplandığını, müvekkilinin 18.07.2000 tarihinde 30.000.DM (15.338.75. Euro) karşılığı 26.569.78.YTL karşılığında hisse senedi ile ortak olduğunu, parasını her istediği anda alabileceği garantisinin verildiğini, müvekkiline herhangi bir faiz ve para ödemesi yapılmadığını, bu nedenlerle davasının kabulü ile müvekkili tarafından yatırılan 15.338.75. Euro (30.000.DM) karşılığı 26.569.78 YTL'nın talep tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin, Başbakanlık Sermaye Piyasası Kurulu'nun kaydında bulunan bir anonim şirket olduğu, davacının davalı şirkette 348 adet hissesi bulunduğu, TTK.'nun 405/2. maddesi uyarınca sermaye şirketlerinde sermaye olarak şirkete verilenin istenemeyeceği, şirket yönetim kurulu başkanının kişisel sorumluluğunu gerektirir bir durum mevcut olmadığı gibi ortaklık sözleşmesinin kurulması sırasında adı geçen davalının sözleşmeye etki eden, taraf iradelerini fesada uğratan her hangi bir eyleminden de söz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmamaktadır. TTK.'nun 329. ve 405'nci maddeleri uyarınca anonim şirket ortakları kural olarak şirkete yatırdıkları sermayeyi geri isteyemezler. Yetkili kurulların bir kararı olmadıkça pay senetleri de nominal bedellerinin üzerinde arz edilmezler. Somut olayda davacı vekili, müvekkiline hisse talep formu imzalatılarak 30.000 DM ödeme yaptığını, geçerli şekilde davalı şirkete ortak olmadığını iddia etmiştir. Bu talep formu davalı şirketin unvanını taşımakta olup, Kabul Edilebilecek Birim Fiyatı 25.000.000 TL ve ödenen miktarın 25.000 DM ve 5.000 DM. olduğu açıklamasını içermekte, davacı ile başkasının imzasını taşımaktadır. Ancak, davacının imzası dışındaki imzanın davalılarla nasıl bir bağlantısının olduğuna yönelik bilgiye yer vermemiştir. Davalılar vekili, davalının ortak olduğunu kabul ederek ortaklık pay defterinin davacıya ait kısmının fotokopisini sunmuştur. Anılan bu belgeye göre, davacının beher pay değeri 50.000 TL olmak üzere toplam 348 pay sahibi olduğu ve bu payların toplam değerinin 17.400.000 TL tutarında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, mahkemece, uzman bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, davacının davalı şirkete ne şekilde ortak olduğu, şirket ortaklığının kazanılıp kazanılmadığı, pay senedi almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğunun tespiti, şayet yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise, davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğunun araştırılması, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir karar bulunup bulunmadığının belirlenmesi, aksi sonuca varıldığında çoğun içinde az da vardır kuralı gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve davalıların hukuki durumlarının buna göre tayin edilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, taraf vekilleri duruşmaya gelmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy